E2no. Hamile olduğunu öğrendiğin günden itibaren bebeğini kucağına alıp onu inceleyeceğin, sana benzeyip benzemediğini gözlemleyeceğin anı bekledin. İşte o an geldi. Ancak bebeğin, fotoğraflardaki nur topu bebeklere pek de benzemiyor. Endişelenmene gerek yok, yenidoğan bebeklerin görüntüleri ile ilgili aşağıda sıraladığımız 6 özellikle karşı karşıya olabilirsin. Yenidoğan bebeklerde şişlik Yenidoğan bebekte şişlik, en sık karşılaşılan durumlardan biridir. Özellikle normal doğum yapmışsan bu, bebeğinin doğum kanalı boyunca en az 10 saatlik bir yolculuk yapması anlamına gelir. Bu durum da bebeğinin yüzünün şişmesine ve uzamasına sebep olur. Ters gelmiş bir yenidoğan baş şekli daha kısa ve geniş görünümlüdür. Sezaryen doğumda ise normal doğumun aksine bebeğinin başı ezik gibi görünebilir. Ancak 1 ila 2 hafta içinde bebeğinin başı normal şeklini alacaktır. Yenidoğan bebeklerde bıngıldak Bebeğinin başına dokunduğunda, iki adet yumuşak alan olduğunu fark edebilirsin. Bıngıldak denilen bu noktalar, bebeğinin henüz kapanmamış olan kafatası kemikleridir. Bunlar, doğum sırasında bebeğinin kafatası kemiklerini birbirine yakınlaştırarak doğumu rahatlatacak şekilde baş çapını küçültme işlevi görür. Bebeklerde bıngıldak kaçıncı ayda kapanır? Bebeğinin başının önünde bulunan bıngıldağın kapanması 9 ila 18 ay sürer. Baş arkasındaki bıngıldak ise 3. ayda kapanır. Senden iyi olmasın, bebeğini korumada çok iyi Bıngıldak Hakkında Bilmen Gereken Her Şey Yenidoğan bebeklerde cilt yapısı Yenidoğan bebeğinin teni çok duyarlıdır, ince ve saydam bir yapısı vardır. Vücudu yumuşak tüylerle kaplıdır. Özellikle yanaklarında, omuz başlarında ve sırtında tüyler bulunur. Yenidoğan bebekte cilt kuruluğu “Yenidoğan bebeğimin cildi çok kuru.” diyorsan, bu durumun yeni doğmuş bebeklerin derisinin doğumdan kısa süre sonra pul pul dökülmesi ile ilgili olduğunu söyleyelim. Bebeğinin soyulan derisi zamanla iyileşecek. Ancak deri çatlar ya da kanarsa, o bölgeye vazelin sürerek iyileşmesini hızlandırabilirsin. Yenidoğan bebekte cilt soyulması Doğumdan sonraki ilk günlerde, bebeğinin derisi soyulabilir. Özellikle avuç içi ve ayaklarda fark edeceğin bu soyulmalar doğaldır, endişelenme. Yenidoğan bebekte cilt döküntüleri ise genellikle yüz çevresinde görülür. Sivilceye benzeyen noktacıklar, cilt gözeneklerinin ciltte bulunan keratin adındaki bir madde ile tıkanması sonucu oluşur. Bebeğinin cildi dış ortama alışınca, bu noktalar da kendiliğinden kaybolacaktır. Bir diğer cilt döküntüsü ise “miliaria” denen ter bezleri iltihabıdır. Kırmızı renkte ve hafif kabartılar halindeki bu döküntüler bebeğin fazla sıcak tutulması sebebiyle oluşur. Bu döküntüler bebeğinin cildini kuru ve temiz tuttuğun, onu serin ortamlarda bulundurduğun durumda ortadan kalkar. Bu noktada bir uyarıda bulunalım Bebeğinin ilk başlarda el ve ayaklarının soğuk oluşunun sebebi, kılcal damar dolaşımının gelişmemiş olmasıdır. Yani bebeğinin yetişkinlere oranla daha çok üşüyor olması ile ilgili bir durum değil. Bu sebeple bebeğini evin içinde dahi şapka ve patiklerle tutmadan önce, onun üşüyüp üşümediğinden emin olmalısın. Bunu anlamak için ense ve sırtını kontrol edebilirsin. Bu iki bölge sıcaksa bebeğin üşümüyor demektir. Bu arada bebeğinin cildinde ve saçlı derisinde sarımsı, sedefli gibi görünen kabuklarla karşılaşabilirsin. Korkmana gerek yok, bunlar konak adı verilen geçici kabuklar. Cildi düzenli nemlendirme ve sık sık banyo yaptırma ile bu sorundan kolayca kurtulabilirsin. Ayrıntılı inceleyelim Davetsiz Misafir Dediğin Böyle Olur Bebeklerde Konak Yenidoğan bebeğin cilt rengi Yenidoğanın derisinin rengi, derinin inceliğinden ve altındaki kan damarlarından dolayı pembe ve kırmızı renktedir. Doğum sırasında ise kan dolaşımı henüz düzenli olmadığı için mavi ve mor renge benzer olabilir. Yenidoğan saçı Bebeğin saçsız ya da tamamen saçla kaplı olarak doğmuş olabilir. Ancak bir süre sonra o saçların döküleceğini şimdiden söyleyelim. Yenidoğan bebekte saç rengi değişir mi? Yenidoğan saç rengi, bebeğin doğumu sonrasındaki ilk 6 ay içinde değişebilir. Genellikle sarışın doğanlar daha koyu sarışına dönüşür ya da simsiyah saçları olan bebekler kumrallaşmaya başlayabilir. Yenidoğanların gözleri Bebeğin doğumdan itibaren 15 ila 25 cm mesafeyi görebilir. Birkaç hafta sonra ise hareket eden cisimleri kısa süreyle de olsa izlemeye başlar. Ancak yenidoğanlarda merkezi sinir sistemi, kas hareketlerine tam olarak koordine olamadığından gözde kaymalar görülebilir. Bu kaymalar 2 ila 6 ay arasında ortadan kalkar. 6. aydan sonra göz kaymaları hâlâ devam ediyorsa, bebeğini göz doktoruna götürsen iyi edersin. Sende veya eşinde ileri derecede göz bozukluğu varsa, Bebeğin prematüre doğmuşsa, Bebeğinde göz çapaklanması oluyorsa yine doktorun yolunu tutabilirsin. “Yenidoğan bebeklerde göz rengi nasıl olur, ne zaman değişir?” soruları da annelerin en çok merak ettiği konulardan biri. Yenidoğanın genellikle koyu gri ve mavi renkte olan göz rengi, 6 ila 9 ay arasında kalıcı rengine kavuşur. Bu arada bebeğin 4 ila 6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlar. Bu konuyla ilgili şaşırmana veya endişe etmene gerek yok. Üzüldükleri işey neymiş öğren Yenidoğan Bebek Ağlaması Neden Ağlıyor? Ne Yapmalısın? Yenidoğan bebeklerde doğum lekeleri Bebeğinin cildinde farklı renkte ve büyüklükte lekeler bulunabilir. Kan damarları kökenli lekeler arasında en yaygın olanı, boynun arkasında ve saç köklerinin başladığı bölgede görülen somon renkli lekelerdir. Bebeğin ağladığı ve ıkındığı zamanlarda kan akışı arttığı için belirgin hale gelen bu lekeler, kalıcı olsa dahi saçların altında kaldıklarından görünmezler. Yüzde bulunan somon lekelerinin çoğu ise 5 yıl içinde geçer. Doğumdan sonraki birkaç ay içinde oluşan ve kabarık olan lekeler ise çilek lekeleridir. Bunlar cildin üst tabakalarındaki damarların aşırı büyümesinden kaynaklanır. Genellikle tedavi gerektirmeden, bebeğinin okul çağına geldiği dönemlerde kendiliğinden yok olurlar. Yenidoğan bebeğinin doğum lekesi sırtta ve omurga üzerindeyse, ayrıntılı bir değerlendirme için doktora başvurman iyi olur. Bebeklerde Doğum Lekesi Hakkında Merak Ettiğin Her Şey adlı yazımızda doğum lekesi çeşitlerinin neler olduğunu ve tedavi yöntemlerini tek tek anlattık.
1- Hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesi 5. kattadır. 2-Toplam 38 adet küvöz ile hizmet vermektedir. 38 küvözde 3. düzey / /1. düzey yenidoğan yoğun bakım yatakları bulunmaktadır. 3- İleri düzey kritik ve genel durumu kötü olan hastaları takip edebilecek teknik donanıma sahiptir. Bu donanımın içinde solunum yetmezliği olan ve genel durumu çok kritik olan hayati riski yüksek olan bebekleri takip edecek solunum cihazı ile birlikte gerekli ilaç ve tıbbi destek bulunmaktadır. 4- Zor doğumlarda doğum sırasında oksijensiz kalmaya bağlı beyin hasarı gelişme riski olan bebeklerde tıbbi gereklilik olduğu takdirde uygulanmak üzere soğutma cihazı bulunmaktadır. 5- Yoğun bakımda bebeklere verilen tedavi kalitesini sağlayacak ve Sağlık Bakanlığı'nın kalite standartlarına uygun bir şekilde hazırlanmış ve egitilmis ekiple çalışmaktadır. Bu ekipte bir yeni doğan uzmanı, 1 yeni doğan yoğun bakım sorumlu çocuk doktoru, nöbet tutmak üzere görevlendirilmiş olan çocuk doktorları, yeni doğanda eğitilmiş hemşireler, personeller ve sekreterler bulunmaktadır. 6- Yeni doğan yoğun bakım servisine yatan hastalar sıklıkla zamanından erken doğmuş prematüre bebeklerdir. 7- 34 hafta dahil ve altında doğan bebeklerde akciğer gelişimi tamamlanamadığından dolayı yoğun bakım ihtiyacı daha sık olmakta. Bu bebeklerde özellikle doğumdan sonra solunum cihazı desteği gerekmektedir. 8-Erken doğum olmadığı halde 35 hafta ve üzerinde veya zamanında doğan bebeklerde de anne karnında başlamış olan akciğer problemleri , doğuştan gelen genetik hastalıklar , yüksek ateş , idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler olabilmekte. Ve bu sebeple yeni doğan yoğun bakım ihtiyacı ve tedavisi gerekebilmektedir. 9- Çok önemli problemlerden bir tanesi erken doğan bebekler yada zamanında doğan bebekler anne karnında henüz daha doğmadan kakasını yapmış olabilir ve yapmış olduğu bu kaka solunum yolu ve akciğere giderek bebek doğduktan sonra nefes almada zorlanma ve solunum zorluğu yaratabilmektedir. Bu bebeklerinde yoğun bakım ihtiyacı olabilmektedir. 10- Bütün yeni doğan bebeklerde az veya çok yeni doğan sarılığı olabilir. Ancak sarılık vücut için zararlı olmamakla beraber beyin zarını geçerek beyine geçerse özellikle zekayı ve beyin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyerek ileri dönemde istenmeyen sorunlara yol açabilmektedir. Bu sebeple sarılığın belli bir eşik değerinin üzerine çıktığı takdirde tedavisi gerekmektedir. Hastanemizde sarılık tedavisi tercihen anne yanında yapılır. Ancak yoğun bakımda yatmakta olan veya sarılıkla beraber ek problemleri olan yani iyi ememeyen, emme refleksi zayıf olan yada beraberinde enfeksiyon gibi ek sorunları olan yada sarılık düzeyi kritik seviyelere kadar çıkmış olan bebekler yoğun bakıma yatırılarak tedavi almaktadır. 11- Bazı bebeklerde doğuştan cerrahi tedavi gerektiren durumlar olabilir. Organ gelişimi bozuk olan, barsakları yarım gelişmiş olan, barsakları dışarıda olan ,yada yemek borusu gibi organları çok iyi gelişmemiş olan bebekler olabilir. Doğar doğmaz cerrahi işlem gerekebilir. Çocuk cerrahisi ile beraber gerekli değerlendirmeler yapılarak cerrahi müdahale yapılmaktadır. 12- Yoğun bakımlarda solunum desteği ihtiyaç duyduğu oranda oksijen desteği vermekten solunum cihazı hafif/orta/ileri düzeyde solunum cihazı desteğine ihtiyaç duyabilmektedir. Ünitemizde hastanın ihtiyacına göre 5 aşamada solunum desteği verebilecek donanıma sahip solunum cihazları vardır. Bu solunum cihazı desteği hastanın akciğer solunumunu güçlendirmekte ve vücuduna giren gaz alış-verişini destekleyerek vücuda yeterli oksijeni sağlayıp karbondioksitin atılmasını sağlamakta ve bu sırada bebeğin iç organları özellikle beyin gibi organlarını oksijensizlikten koruyup diğer taraftan tedavi ile organ gelişimini sağlayarak hastanın hayata tutunması sağlanmaktadır. 13- Yeni doğan yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda bazen akciğerlerde hava kaçağı oluşabilmekte ve bu sebeple göğüs tüpü takılması gerekmektedir. Göğüs tüpünün zamanında takılması zamanında müdahale edilmesi hayat kurtarıcıdır. Göğüs tüpünün takılma işlemi akciğerin sönmesi tedavisinde kullanılan bir yöntem. Akciğerde meydana gelen hava kaçağının altında yatan belirli bir neden yoktur. Bebeklerde akciğer sönmesi doğumdan sonra erken dönemde meydana gelebilir. Bebeğin solunum zorluğu, nefes almada zorlanma,inleyerek soluma ve çekilerek soluma problemleri başlar ve oksijen ihtiyacı artar. Göğüs tüpü takılarak yapılan bu tedavi sonrasında iyileşmeden sonra göğüs tüpü çıkartılarak tedavisi sonlandırılır. 14- Hasta başı eko kardiyografisiBebekler doğumdan sonra bazı kalp hastalıkları gösterebilirler. Yoğun bakımda yatan bebeklerde kalp hastalığı ile ilgili şüpheli durumlarda hasta başında kardiyoloji doktoru ile görüşülerek ekokardiyografisi yapılmaktadır. Ancak yoğun bakıma yatan bebeklerde rutinde hepsinde bir kardiyolojik değerlendirme önerilir ve hastanın klinik gidişatı ve seyrine göre aileye bu konuda bilgilendirme yapılmakta. Kuvvetle kardiyolojik problem düşünülen ya da kritik ve acil olan durumlarda hasta başı ekokardiyografisi yapılırken diğer durumlarda aile bilgilendirilmekte ve yönlendirilmektedir. 15-Hasta başı ultrasonografisi Hasta başı ultrasonografisi yoğun bakımımızda haftalık taramalar şeklinde yatan bütün bebeklere yapılmakta. Ultrasonografide özellikle karın içi organlarının gelişmesi ve bir problem varsa tespiti , ayrıca kranial ultrasonografi dediğimiz beyin içi yapıların değerlendirilmesi hedeflenmekte. Ultrasonografi hasta için herhangi bir zarar vermeyen , ses dalgaları ile çalışan , herhangi bir yan etkisi olmayan , ancak tarama amaçlı yapılan incelemede son derece kolay ve zararsız bir uygulamadır. Ünitemizde düzenli olarak yapılmaktadır. 16- Retinopati muayenesi Yoğun bakım ünitemizde 34 hafta dahil ve altında doğan ya da az veya çok solunum cihazı ihtiyacı duyan veya bunların dışında doğuştan konjenital problemleri olabilen ve doktorun gerekli gördüğü durumlarda retina muayenesi yapılmaktadır. Retinopati gelişmekte olan ülkelerde 34 hafta dahil ve altında doğan bebeklere ve solunum cihazına giren bütün bebeklere yapılmakta. Özellikle erken doğan bebeklerde göz damarları tam olarak gelişimini tamamlamadığından gözün gelişimi doğduktan sonra da devam etmekte. Prematüre bebeklerin ayrıca almış olduğu tedaviler , O2 azlığı ya da çokluğu , dolaşım bozukluğu , kan düzeyleri retinopati gelişme riskini arttırmaktadır. Hastanemizde düzenli olarak risk grubunda olan bütün bebekler retinopati açısından taranmakta. Yoğun bakımda yattığı süre içerisinde zamanı gelen bebeklere bakılmakta. Eğer taburcu olduysa evden çağrılmakta ve bununla ilgili aileye çok detaylı bilgi verilmekte. Retinopatinin tedavisinde lazer tedavisi uygulamasından ya da retinaya ilaç uygulamasından yararlanılmakta. Böyle bir tedavi gerektiği takdirde Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bebek konsülte edilmektedir. 17- Enfeksiyon Yoğun bakımda yatan bebeklerimizin enfeksiyona karşı önlemini almak amacıyla bebeklere dokunmadan önce el yıkama kuralına bebeklere hizmet veren bütün ekip uymaktadır. Bunun dışında bebekteki enfeksiyonu ortama yaymamak ve ortamdakileri bebeğe taşımamak adına gerekli izolasyona özen gösterilmekte. Bununla ilgili düzenli eğitimler yapılmakta ve düzenli takip edilmektedir. 18- Yoğun bakıma yatırılan bebeklerin nitelikli takibi 7/24 çocuk doktoru ile yapılmakta. Gündüz yeni doğan yoğun bakımın sorumlu çocuk doktoru sürekli bulunup , gece ve hafta sonları nöbetçi çocuk doktoru bulunmaktadır. Ayrıca hastanemiz bünyesinde çalışan yeni doğan uzmanı da düzenli olarak hasta viziti yapıp aynı zamanda da acil durumlarda tekrar değerlendirme yapmaktadır. Hastanemizde görev alan çocuk doktorları ve yeni doğan uzmanı bir ekip ruhuyla ve sürekli iletişim halinde belli bir protokol dahilinde hareket etmektedir. 19- Yoğun bakımda yatan hastalarımızda yapılan bütün uygulamalarda Türk Neonatoloji Derneği Türk Yeni Doğan Derneği’ nin protokolleri baz alınarak tedavi yapılmaktadır. Yeni doğanımız Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenli olarak denetlenmekte ve bu denetim hizmeti esas kalite şeklinde çeşitli branşlarda yapılmaktadır. 20- Yeni doğan bebeklerde özellikle erken doğan bebeklerde emme ve yutma refleksi gelişmediğinden dolayı başlangıçta emerek beslenememekte. Eğer bebek emerek alamıyorsa veya emme refleksi olsa dahi emerek beslenmesine ağır solunum yetmezliği , solunum sıkıntısı gibi sorunlardan dolayı engel varsa bebeğin bağırsaklarında herhangi bir problem olmadığı takdirde beslenme sondası ile beslenmesine devam edilmektedir. Zira bağırsaklarda problem olmayan bebek beslenerek tedaviye devam edilirse iyileşme hızı çok daha hızlı olmaktadır. Eğer bebek hiç bir şekilde beslenemiyor ve bağırsakta problem varsa damar yolu ve serumla beraber total pranteral nütrisyon dediğimiz proteinlerin ve yağların damar yolundan verilecek şekilde üretilmiş formları bebeklere uygulanmaktadır. 21- Ünitemizde yatan bebeklere D vitamini desteği başlanmakta ve doktorun uygun gördüğü takdirde multivitamin ve omega desteği de başlanmaktadır. Bütün bebeklere doğar doğmaz K vitamini hemen yapılmakta. Gerekli olduğu takdirde yoğun bakımda yatarken doz tekrar edilmektedir. Hepatit B aşısı 2000 gr üzerinde doğan bütün bebeklerde doğar doğmaz yapılmakta. Eğer hepatit B aşısı yapılmadıysa ya da yattığı süre içerisinde 2. doz zamanı geldiyse yoğun bakımda takip edilerek gerektiği zaman yapılmaktadır. 22- Yoğun bakıma yatan bebeklerimizde kesintisiz anne sütü ile beslenme hedeflendiğinden dolayı anne bebeği görmeye gelir gelmez anne sütü eğitimi verilmekte. Henüz anne bebeği görmeden katta odasında yatarken anne sütü eğitmenleri tarafından eğitim başlamakta, yeni doğan servisinde eğitim güçlendirilmektedir özellikle süt sağma , süt saklama , süt transferi konusunda anne sütü ile beslendiği takdirde elde edilecek iyileşme seyri konusunda detaylı bilgi verilerek yoğun bakımda anne sütü ile beslenmeye devam edilmektedir. Anne sütünün aileden alınması ve saklanması ile ilgili çok detaylı bir sistem oluşturulmuştur. Aile bilgilendirilmesinden sonra aileye sütü nasıl sağacağı, nasıl saklayacağı ve nasıl ulaştıracağı bilgisi verilmekte. Donmuş olarak alınan sütler ya da donmasa bile fazla olan sütler ünitemizde bebek için ayrılmış olan derin dondurucudaki saklama kutusuna konulmakta. Sadece 1 paket günlük kullanım kutusuna çıkartılıp bittikten sonra diğer pakete geçilmektedir. Anne sütü kullanımı kullanandan tamamen bağımsız bir şekilde sorumlu hemşireler tarafından günlük olarak denetlenmekte ve doğabilecek aksaklıklar zamanında engellenmektedir. Ayrıca anne sütünün önemi ile ilgili de çalışan yeni doğan ekibi düzenli aralıklarla eğitilmekte ve bilgilendirilmekte ve uygulamaya aktif ve istekli katılmaları sağlanmaktadır. Anne sütü eğitimi yazılı ve sözlü olarak anlatılmakta ve anne sütü servisimize 7/24 kabul edilmektedir. 23- Yoğun bakıma bebeği yatan aileler yattığı gün ve ertesi gün bebeğini görebilmekte ve bu esnada servisin işleyişi ile ilgili ziyaret saatleri, servis kuralları, görme kuralları ile ilgili detaylı bilgi verilmekte. Bilgi hem yazılı, hem de sözlü olarak anlatılmaktadır. 24- Hasta yakınları düzenli olarak bebeğin hemşiresinden ve doktorundan bilgi alabilmekte, hasta odalarında olan telefonları arayarak her saat bebekleri ile ilgili hemşiresinden bilgi alabilmekte. Doktorundan bilgilendirme acil ve kritik durumlar dışında tercihen her gün öğleden sonra olmak üzere ayarlanmakta, ancak bunun dışındaki özel durumlarda da aile ile görüşülmekte. Bilgi verme konusunda belli bir zaman sınırlandırılması konulmamakta. Aile bebeğin problemini tam olarak anlayana kadar ve soruları bitene kadar görüşme devam etmektedir. 25 – Taburcu aşamasına gelmiş olan bebeklerin taburcusunun yaklaştığı ve seyri ile ilgili aileye bilgi verilmekte. Taburcu olacağı gün sabah vizit sırasında bebek tekrar laboratuvar değerleri, fizik muayenesi, tetkikleri ve tahlilleri ile en baştan değerlendirilip check-up’tan geçirildikten sonra taburcu kararı netleştirilip aileye bebeği alabilecekleri saat ile ilgili bilgi verilmektedir. Taburcu için gelen aileye taburcu eğitimi yazılı ve sözlü olarak anlatılmakta, serviste görevlendirilen sorumlu hemşire tarafından eğitim verilip taburcu aşamasında servisin sorumlu doktoru aile ile tekrar görüştüğünde önemli noktalar vurgulanmakta. Özellikle bebeğin gelişim süreci ve takipte dikkat edilmesi gereken noktalar vurgulanmakta. Ailenin ek soruları alınmakta ve ek soruları alınıp tamamen bilgilendirme netleştirildikten sonra bebek taburcu edilmektedir. Bebekler taburcu edilirken mutlaka bileklik kontrolü yapılmakta. Doğru aileye doğru bebeğin verilmesi 2 aşamalı kontrol edilmektedir. Hem bebek hazırlandığı aşamada sorumlu hemşire kontrol etmekte , hem de bebeği aileye veren sorumlu doktor kontrol ederek bebeği vermektedir. 26- Kritik doğan bebekler doğar doğmaz yoğun bakımda ilk müdahaleleri yapıldıktan sonra bebeğin annesi henüz görecek durumda olmasa bile babasına gösterilmekte ve aynı zamanda ameliyathanede bilekliği takılmış olan bebek aynı bileklikle yoğun bakıma gelmekte ve takip devam etmektedir. Her bebeğin kuvözünün üzerine kimlik etiket barkodu yapıştırılıp aynı zamanda uzaktan bile rahatlıkla görülebilecek şekilde soy ismi yazılıp anne ve baba ismi net olarak yazılmaktadır.
Bebeklerde Dudak Bağı Nedir? Son birkaç yılda bir bebek bekliyorsanız veya bir bebek sahibi olduysanız, muhtemelen dudak bağlarını duymuşsunuzdur. Emzirmeyi etkileyebileceklerini ve bazen bunu aşırı derecede zorlaştırabileceklerini duymuş olabilirsiniz . Veya dudak bağlarının emzirme üzerinde çok az etkisi olduğunu duymuş olabilirsiniz ve her şey abartılı. Dudak bağlarının çocuğunuzun dişlerinin aralığını ve hatta konuşmasını bile etkileyebileceğini duymuş olabilirsiniz. En azından söylemek gerekirse, hepsi biraz kafa karıştırıcı olabilir. Yeni bir ebeveyn neye inanır? Çocuğunuza dudak bağı gibi bir şey teşhisi konulursa, bu konuda ne yapmalısınız? Gelin dudak bağlarının ayrıntılarını, bebeğinizi nasıl etkileyebileceklerini ve bunları yönetmek için nasıl bir hareket tarzına karar verileceğini gözden geçirelim. Dudak Bağı Nedir? Hepimiz ağzımızda frenulum adı verilen küçük bir deri parçasıyla doğarız. Çoğumuz bu ince zarları dilimizin altında ve üst dudaklarımızın altında kolaylıkla bulabiliriz. Frenula normaldir ve hepimizde vardır, ancak bazı durumlarda doğduğumuz frenulum çok kalın ve sıkıdır, bu nedenle dilimizin ve dudaklarımızın hareketini kısıtlar. Dilimizin altında sıkı, kısıtlayıcı bir frenulum olduğunda, buna genellikle dil bağı veya ankyloglossia denir . Çocukların yaklaşık %10’unun dil bağıyla doğduğu tahmin ediliyor , ancak uzmanlar bu sayının ne kadar doğru olabileceği konusunda hemfikir değil çünkü dil bağı için neyin önemli olduğuna ilişkin kriterler bir sağlık hizmeti sağlayıcısından diğerine değişiyor. Üst dudağımızın altındaki frenulum kalın veya kısıtlayıcı olduğunda buna dudak bağı denir. Çoğumuzun üst dudağının altında çok küçük veya neredeyse hiç olmayan bir frenulum var. Ancak dudak bağınız olduğunda, bu zar yoğun hissedilebilir ve diş eti çizgisine kadar uzanabilir veya yakınına kadar uzanabilir. Dudak bağları farklı bebeklerde farklı şekillerde bulunur, bu nedenle kendi kendinize teşhis koymak yerine çocuk doktorunuzdan, pediatrik diş hekiminizden, pediatrik plastik cerrahtan veya pediatrik KBB’den teşhis almanız en iyisidir. Sıkı oral frenulanın genetik farklılıklardan kaynaklandığı düşünülür ve genellikle ailelerde bulunur. Bu nedenle, bebeğinize dudak bağı teşhisi konulursa, kendi üst dudağınızın veya eşinizin dudağının altına bir bakın ve bir dudak bağı da bulabilirsiniz. Dudak Kravatının Belirtileri Nelerdir? Bebeğinizin dudak bağı olduğundan şüpheleniyorsanız, bunu kendiniz bile görebilirsiniz. Bebeğinizin üst dudağını nazikçe yukarı kaldırıp bakabilirsiniz. Çoğu bebeğin diş etlerinin en üstünde çok küçük, neredeyse görülmesi zor bir zar bulunur. Ancak bebeğinizin orada açıkça görülebilen bir frenulumu varsa, kalın hissediyorsa ve/veya diş eti çizgisine yaklaşıyorsa, dudak bağı sorunu yaşıyor olabilirsiniz. Ama bu sadece görsel bir şey değil. Sorunlu dudak bağlarının çoğu, bebekler için hem emzirirken hem de biberon emerken beslenme sorunlarına neden olur . Üst dudakları diş etlerine sıkıca bağlı olduğundan, üst dudaklarının hareketliliği kısıtlanır, bu da meme veya biberon emziği etrafında sıkı bir sızdırmazlık oluşturmayı ve sütü düzgün şekilde çekmeyi zorlaştırır. Ayrıca emziren anneler dudak bağı nedeniyle meme başı ağrısı yaşayabilirler. Dudak Bağları Emzirmeyi Nasıl Etkiler? Bebeğinizin iyi emebilmesi için göğsünüzde iyi bir mandal oluşturması , bu mandalı koruması ve emmek için dudaklarını ve dilini koordineli olarak kullanabilmesi gerekir. Bazı bebekler, dudak veya dil frenulumlarında bir kısıtlama olmasına rağmen bunu iyi yapabilir; diğerlerinin daha çok sıkıntısı var. İşte bebeğinizin dudak bağı nedeniyle emzirmede zorluk yaşayabileceğine dair bazı işaretler Mandallamada sorun ve mandalın bakımıEmzirirken dudaklar “dışarı çıkmıyor”Üst dudak sıkışmış veya katlanmış görünebilirMemeyi emmede zorlukAnne meme ucu ağrısı, meme ucu kırışması ve meme ucu aşınması yaşayabilirAnnem tıkalı kanallar ve mastitis yaşayabilirBebek düzgün ememez veya ememezse annenin sütü azalmış memede sinirlenebilirBebek emzirirken uyuyabilirBebek kilo alımı yavaş olabilirBebek hava yutmaktan gaz alabilir Dudak Bağları Biberonla Beslemeyi Nasıl Etkiler? Dudak bağının etkileyebileceği sadece emzirme değildir. Dudak bağları biberonla beslemeyi de etkileyebilir . Örneğin, biberonla beslenen bebeğinizin dudak bağı varsa Şişe emziğinde yüzeysel olarak emziği ağızdan kolayca kayabilirBeslenmeleri uzun sürebilirEkstra gazlı olabilirlerEmzik emmede sorun yaşayabilirler. Dudak Bağlarının Bebeğiniz Üzerinde Başka Ne Etkileri Olabilir? Çoğumuz dudak bağlarının bebek beslenmesini nasıl etkilediğini düşünürüz, ancak şiddetli dudak bağları bebeğiniz büyüdükçe de etkileyebilir. Katı Gıda Besleme Bebek üst dudağıyla kaşığını temizleyemiyorBebek beslenirken kolayca yorulabilirBebek dokunsal hassasiyet yaşayabilirBebek yutma güçlüğü yaşayabilir Yürümeye Başlayan Çocuk/Parmakla Besleme Çiğneme ve yutma zorluğuYiyecek zorlukları seçici yemeye neden olabilirDudak bağları “telafi edici stratejilere” ve ek beslenme komplikasyonlarına yol açabilir Çocuklarda Diş Sorunları Yiyeceklerin sıkışması nedeniyle üst dişlerde diş çürümesiDudak bağının ciddiyetine bağlı olarak önemli olabilecek iki ön diş arasındaki boşluk Bebeğinizin Dudak Bağı Varsa Ne Yapmalısınız? İşte milyon dolarlık soru Bebeğinizin dudak bağı varsa ne yapmalısınız? Her şeyden önce, kendi kendinize dudak bağı teşhisi koymayın. Dudak bağının nasıl yönetileceğine dair tavsiyelerin yanı sıra teşhis için emzirme danışmanı, diş hekimi veya pediatrik KBB gibi bir uzmana danıştığınızdan emin olun . Emzirme veya başka bir beslenme sorununuz varsa, dudak bağının serbest bırakılması gibi bir şey yapma fikri konusunda stresli olabilirsiniz. Yine, bu sizin ve sağlık uzmanınızın tartışacağı bir şey. Araştırmalar, bazı durumlarda sıkı bir dudak emzirme üzerinde olumlu bir etkisi olabileceğini gösteriyor. Fakat tüm bebekler farklıdır ve bunu yapmak olsun veya olmasın hakkında çağrı alanında uzman ile koordinasyon içinde yapılması gerektiğini anlamak önemlidir. Emziriyorsanız ve dudak bağı konusunda endişeleriniz varsa, bir emzirme danışmanına danışmalısınız . Emzirme sorunlarının çoğunun birden fazla nedeni vardır ve bir emzirme danışmanı, bebeğinizin dudak bağının burada nereye oturduğunu, düzeltmenin yardımcı olup olmayacağını ve emzirme sorunlarınızı çözmek için, örneğin mandallama gibi başka neye odaklanmanız gerektiğini anlamanıza yardımcı olabilir. ve süt tedarikini arttırmak. Dudak Bağı Bırakma Sonunda bebeğinizin dudak bağı çözülürse frenotomi adı verilen bir prosedür , güvendiğiniz ve dudak bağı bırakma konusunda deneyimli bir sağlayıcı bulmanız gerekecektir. Bunu genellikle çocuk diş hekimleri veya çocuk cerrahları yapar. Prosedür tipik olarak ayaktan hasta bazında yapılır ve bebeğiniz uyanık kalabilir. Sağlayıcınız lazer teknolojisi veya steril cerrahi makas kullanabilir. Prosedür normalde hızlı ve neredeyse acısız bebekler-genellikle en prosedürü hakkında bilgi stresli anne var! Kesilen zarlar frenula çok incedir ve genellikle fazla kanamaz. Sağlık uzmanınız, bebeğinizin yaşayabileceği ağrıları yatıştırmak için olası ağrı kesiciler de dahil olmak üzere bebeğiniz için bakım sonrası talimatları sağlayacaktır. Bu prosedür için ağrı genellikle minimum düzeydedir. Bazı ağrı kesiciler altı aydan küçük bebekler için uygun olmadığından , bebekler için ağrı kesici uygulaması için daima sağlık uzmanınıza danışın .
güçlüğü, ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Bu hastalık her yaşta görülmektedir. Bu nedenle yutma güçlüğü hastalığı dikkate alınarak tedavi edilmelidir. Bu içeriğimizde yutkunma zorluğu hakkında bilinmesi gerekenleri güncelleme tarihi 1753Yutma Zorluğu Nedir? Yutma güçlüğü bir diğer adıyla disfaji, tüketilen yiyecek ve içeceklerin ağızdan mideye inerken normalden daha fazla sürmesi ve çaba sarf etmesi nedeniyle yaşanan durumdur. Yaşanan soruna ağrı da eklenmektedir. Bazı kişilerde bu sorun çok büyük olmasa da bazı kişilerde neredeyse yutmayı imkansız hale getirmektedir. Genellikle yutma zorluğu ciddi bir rahatsızlıktır. Aynı zamanda kalıcı bir durum haline de gelebilir. Yutma güçlüğü genellikle gıdaların çok hızlı ve çiğnenmeden tüketilmesiyle meydana gelmektedir. Bazı durumlarda ise yaşanan yutma güçlüğünde tedavi gerekmektedir. Yutma güçlüğü her yaşta ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Genellikle bu rahatsızlığa yaşlılarda daha sık rastlanmaktadır. Yaşlanmanın etkisiyle vücutta ve organlarda farklı değişimler meydana gelmektedir. Yemek borusunda aşınma, yıpranma durumları ya da farklı hastalıklar nedeniyle oluşmaktadır. Parkinson hastalığı, felç, nörolojik ve sinir sistemi hastalıkları da yutma güçlüğü yaşanmasına neden olmaktadır. Disfaji, vücudun yeterli oranda su ve gıda almasını engellemektedir. Bu nedenle kişilerde aşırı kilo kaybı yaşanır. Aynı zamanda ani sıvı kaybının yaşanmasına neden olur. Tüketilen gıdaların nefes borusuna kaçmasıyla solunum sorunlarına neden olur. Ayrıca zatürre, enfeksiyon gibi hastalıklara sebebiyet vermektedir. Bu hastalığın ciddiye alınması gerekir. Özellikle bebeklerde, çocuklarda olan yutma güçlüğü belirtileri dikkate alınmalı ve doktora başvurulmalıdır. Yetişkinlerde görülen rahatsızlık ise farklı ve ciddi hastalıklara neden olmaktadır. Bu nedenle dikkate alınarak tedavi edilmelidir. Yutma güçlüğünün farklı ve çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenle yutma güçlüğü tedavisi sebeplerine göre değişmektedir. Yutma Zorluğu Belirtileri Nelerdir? Ağızda tükürük artışı Ağız suyu akması Yutma sırasında ağrı hissi Yiyeceklerin boğaza takılma hissi Yiyeceklerin geri gelmesi Mide ekşimesi olması Besin ve mide asidinin boğazda birikmesi İçeceklerin boğaza takılma hissi Boğazda rahatsızlık hissi Göğüste rahatsızlık hissi Boğazda yabancı cisim hissi Öksürük Boğulma hissi Kilo kaybı Bebeklerde ve Çocuklarda Yutma Güçlüğü Belirtileri Beslenme sırasında vücudun gergin olması Emzirme ya da beslenme sırasında dikkatsizlik Yemek yemek istememe Emzirme ya da beslenme süresinin 30 dakikayı geçmesi Emzirme de sorun yaşamak Emzirme ya da beslenme sırasında öksürme Emzirme ya da beslenme sırasında boğulma hissi Emzirme ya da beslenme sırasında çocuğun tükürmesi ya da kusması Yemek yerken, içecek içerken nefes sıkıntısı yaşamak Kilo almada zorluk Büyümede yavaşlama Akciğer iltihaplanması Yutma Zorluğu Nedenleri Beyin hastalıkları Sindirim sistemi bozuklukları Romatizmal hastalıklar Yapısal bozukluklar Psikolojik etkenler Tümörler Yutma Zorluğu Önlemleri Alkol kullanılmamalı Kafeinli gıdalar tüketilmemeli Hazmı kolay gıdalar tüketilmeli Uyku zamanından önce 3 saat gıda tüketmemek Kilo vermeli Stresten uzak durmak Yatarken yüksek yastıkta yatmak Yutma refleksi için gerekli egzersizler yapılmalı Yutma Zorluğu Teşhis Yutma zorluğu, belirtileri olan kişi doktora başvurmalıdır. Doktorun yapacağı fizik muayene sonrasında bazı testler yapılmaktadır. Bu testler hastalığın teşhisi için büyük önem taşımaktadır. Baryum kontrast maddesi kullanılan röntgen Bu aşamada kişiye baryum solüsyonu içirilmektedir. İçirilen bu madde, yemek borusunun daha iyi görünmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda kas aktivitelerinin değerlendirilmesinde yardımcı olmaktadır. Bu işlem sonrasında tespit yutma çalışması Baryum ve kaplı olan farklı boyutlarda gıdalar yutturulmaktadır. Bu aşamada yutulan maddelerin boğazdan aşağıya doğru geçişi izlenmektedir. Bu test sonrasında boğazdaki kaslarda sorun olup olmadığı tespit edilir. Aynı zamanda yemek borusuna gıda kaçıp kaçmadığı da tespit Endoskopi işleminde boğazdan mideye doğru ışıklı bir tüp indirilir. Bu işlem sayesinde yutma güçlüğüne neden olan etkenlerin tespiti Yemek borusu içine yerleştirilen basınç kaydediciye bağlı küçük tüptür. Bu aşamada yutma sırasında yemek borusundaki kasılmaların ölçümleri sağlanmaktadır. Yutma Zorluğu Tedavi Yutma zorluğu tedavisi teşhis sonrasında belirlenmektedir. Genellikle bu tedavi yutma zorluğunun türüne ve nedenine göre değişim göstermektedir. Orofaringeal disfaji tedavisinde ilk olarak egzersiz uygulanmaktadır. Egzersizlerin amacı, kasların ve yutma refleksini tetikleyen sinirlerin uyarılmasıdır. Egzersizin dışında yutma tekniklerini öğrenme yöntemi uygulanmaktadır. Gıdaların yutulmasını kolaylaştırmak amacı ile uygulanır. Gıdanın ağızda çiğneme ve yutma gibi durumları öğretilir. Aynı zamanda vücut duruşu da bu konuda önemlidir. Bunun için basit yollarla öğretilmektedir. Özofagus disfaji tedavisinde ise özofagus darlığı giderilmesi amaçlanır. Doktor tarafından balon bağlı bir endoskopi ile genişletme yapılmaktadır. Bazı durumlarda ise ameliyat gerekmektedir. Ameliyat yemek borusunda bulunan tümörlerin temizlenmesi nedeniyle yapılmaktadır. Hastalarda neden reflüye bağlı ise ilaç tedavisi uygulanmaktadır. İlaç tedavisinde mide asidi kontrol altına alınmaktadır. Reflüye bağlı değilse yemek borusunu dinlendirmek amaçlı ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Şiddetli disfaji tedavisinde sıvı içeren diyetler uygulanmaktadır. Bu diyet özel sıvılardan oluşmaktadır. Yutma zorluğunun şiddetli olduğu durumlarda beslenme tüpü kullanılır. Beslenme tüpü besinlerin geçemediği bölgede besinlerin geçişinde kolaylık sağlamaktadır. Tedavinin yanı sıra kişiler, önlemler ve korunma yollarını dikkate alarak tedaviye destek olmalıdır. Önerilen İçerik;► Boğaz Ağrısı Neden Olur - Boğaz Ağrısına Ne İyi Gelir? UYARI ! İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz. Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir. Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir. İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1905 Son Güncelleme 1910 TAKİP ET SMA genetik geçişli bir hastalıktır. Bu hastalığın erken tespiti son derece önemlidir. Çiftlerin evlilik öncesi yaptıracağı SMA testleri sayesinde hastalığın önlenmesi mümkün olabiliyor. 3 evrede görülen SMA hastalığında solunum ve yutkunma zorluğu, desteksiz oturamama gibi sorunlar başlıyor. Peki evlilik öncesi SMA taraması nasıl yapılır? İşte detaylar... SMA TARAMASI NASIL YAPILIR? SMA Spinal Müsküler Atrofi genetik geçişli bir hastalık olduğu için tarama programıyla taşıyıcı çiftlerin, evlilik öncesinde belirlenmesi hedefleniyor. Bu şekilde, ailelere bebeğin hasta doğabileceği ifade ediliyor ve doğum öncesinde tedbirin alınmasının sağlanması amaçlanıyor. Bebeğin SMA'lı doğmasının önlenmesi için talep eden çiftler, tüp bebek uygulamasına yönlendirilecek. İşlem bedeli devlet tarafından karşılanacak. BAKAN KOCA'DAN AÇIKLAMA! SMA Bilim Kurulu toplantısının ardından Bakan Koca; "SMA önlem alınması mümkün bir hastalıktır. Evlilik öncesinde tüm çiftlere ve tüm yeni doğan bebeklere SMA taraması yapılması uygulamasını başlatıyoruz. Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilecek." dedi. SMA hakkında açıklama yapan Bakan Koca ifadelerine şu şekilde devam etti "Ülkemizde SMA için karşılanmamış bir tedavi ihtiyacı bulunmamaktadır. Tedaviye erişim içni standart kontrollere devam edilmesi son derece önemlidir. Yapılacak yeni doğan tedavisi ile uygun tedaviye derhal en erken dönemde başlanacaktır. Yeni doğan tarama programıyla birlikte tüm tedavi seçeneklerine erişim konusunda alt yapı çalışmaları son derece hızlı bir şekilde sürdürülmektedir." SMA HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELER? Spinal Musküler Atrofi'nin belirtileri değişiklik gösterebilir. Bu hastalığın en yaygın görülen belirtisi kas güçsüzlüğü ve atrofisidir. Tipleregöre farklılık gösteriyor ancak genel belirtiler şu şekildedir Motor gelişim eksikliğine yol açan zayıf kaslar ve güçsüzlük Azalmış refleksler Sık düşme Baş kontrolünü sağlayamama Beslenme güçlüğü Ellerde titreme Cılız ses ve zayıf öksürük Oturma, ayakta durma ve yürümede zorluk Yaşıtlarından geri kalma Dil seğirmesi Kramp ve yürüme yeteneği kaybı
yeni dogan bebek yutkunma zorluğu