Ümmü Habibe, Hz. Meymune ve Hz. Mariye (radıyallahu anhüm ecmain) ile evlenmiştir. Hanımlarından Hz.Mariye’den Hz. İbrahim dünyaya gelmiştir. Peygamberimizin (sav) çocuklarının 6’sı kendinden önce vefat etmiştir. Sadece Hz. Fatıma Hz. Muhammed’in (sav) vefatından 6 ay sonra vefat etmiştir. Muhammed Mustafa (Sav)’in evlilik hayatında toplam yedi çocuğu oldu. Bu çocuklardan Hz. Fatıma hariç hepsi Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v)’in çocuklarından sadece İbrahim’in annesi Mısırlı Hz. Mariye iken diğer 6 çocuğunun annesi Hz. Hatice’dir. Tüm hadis ravileri ve islami tarih Muhammedaleyhisselam efendimizin 400’e yakın ismi Mevahib-i ledünniyye'de vardır. Bunlardan bir kısmının manası alfabetik olarak kısaca şöyle: Abdullah: Allah’ın kulu. Âbid: Kulluk eden, ibadet eden. HzMuhammed sallallahu aleyhi ve sellemin yani peygamberimizin torunları kimdir? Bu gün sizler için oldukça önemli bir konu olan Hz Peygamberimizin torunlarının isimleri nelerdir? yazımızı hazırladık. Hz. Peygamber’in soyu yirmi birinci kuşaktan atası olan Adnân vasıtasıyla Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’e dayanmaktadır. Bu sebeple Hz. Peygamber’in soyunun da Hz.Muhammed'in soy ağacı yeterince geriye gidersek Hz. İsmail'e kadar dayanır. Fakat belirgin olarak bulabileceğimiz şekilde, Arap Yarımadası'ndaki birkaç kuşak öncesi ve birkaç kuşak sonrasını inceleyecek olursak Hz.Muhammed'in soy ağacı aşağıdaki şekildedir: Önceki kuşaklarda Hz.Muhammed'in soy ağacı. Babası Hz Muhammed (asm) Peygamberimizin torunları kimlerdir. Konuyu başlatan Peygamber efendimizin torunlarının isimleri aşağıdaki şekilde izah edilmiştir: C9SXDXv. Peygamber Hz. Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in torunları kaç tanedir? Peygamberimizin torunlarının isimleri ve kısaca hayatları...Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in 5 erkek 3 kız olmak üzere 8 torunu dünyaya gelmiştir. Bunlardan erkekler Ali, Abdullah, Hasan, Hüseyin, Muhsin, kızlar ise Ümâme, Ümmü Gülsüm, Zeyneb'dir. Peygamber Efendimiz'in temiz soyu Hz. Hasan ve Hz Hüseyin Efendilerimiz'den devam etmiştir ve Allah Teâlâ'nın izni ile kıyamete kadar devam edecektir. Peygamberimizin Erkek Torunları 1- Ali Annesi Peygamber Efendimi'in en büyük kızı Hz. Zeynep -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Ebul-As -radıyallâhu anh-'dır. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2- Abdullah Annesi Peygamber Efendimi'in ikinci kızı Hz. Rukiyye -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Hz. Osman -radıyallâhu anh-'dır. Küçük yaşta iki yaşında vefat etmiştir. 3- Hz. Hasan Annesi Peygamber Efendimi'in küçük kızı Hz. Fatıma -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Hz. Ali -radıyallâhu anh-'dır. Hz. Hasan Efendimiz Peygamber Efendimizden sonra vefat etmiştir. Peygamber Efendimiz'in soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz'den davam etmiştir. Hz. Hasan Efendimiz'in soyundan gelenlere Şerif denilmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız.. 4- Hz. Hüseyin Annesi Peygamber Efendimi'in küçük kızı Hz. Fatıma -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Hz. Ali -radıyallâhu anh-'dır. Hz. Hüseyin Efendimiz de Peygamber Efendimizden sonra vefat etmiştir. Peygamber Efendimiz'in soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz'den davam etmiştir. Hz. Hüseyin Efendimiz'in soyundan gelenlere Şeyyid denilmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız.. 5- Muhsin Annesi Peygamber Efendimi'in küçük kızı Hz. Fatıma -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Hz. Ali -radıyallâhu anh-'dır. Küçük yaşta vefat etmiştir. Peygamberimizin Kız Torunları 1- Hz. Ümâme Annesi Peygamber Efendimi'in en büyük kızı Hz. Zeynep -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Ebul-As -radıyallâhu anh-'dır. Hz. Fatıma -radıyallâhu anh-’nın ölümü üzerine önce Hz. Ali -radıyallâhu anh- ile evlenmiş, onun şehit edilmesi üzerine Muğire b. Nevfelle nikahlanmıştır. Muğire’den Yahya adında bir oğlu olmuşsa da nesli devam etmemiştir. 2- Ümmü Gülsüm Annesi Peygamber Efendimi'in küçük kızı Hz. Fatıma -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Hz. Ali -radıyallâhu anh-'dır. Hz. Ömer -radıyallâhu anh- halife iken önce onunla evlendirilmiş, Hz. Ömer -radıyallâhu anh-’den Rukiyye ve Zeyd adlı iki çocuğu olmuş ve çocuklar küçük yaşlarda vefat etmişlerdir. Hz. Ömer, yılında şehit edilince Ümmü Gülsüm önce amcası oğlu Avn b. Cafer’le evlenmiş ve ondan çocuğu olmamıştır. Avn’ın ölümü üzerine, kocasının kardeşi Muhammed b. Cafer’le evlenmiş ve bundan bir çocuğu olmuştur. Muhammed vefat edince de bir diğer kardeşleri olan Abdullah b. Cafer’le evlenmiş ve ondan çocuğu olmamıştır. Detaylı bilgi için tıklayınız... 3- Zeyneb Annesi Peygamber Efendimi'in küçük kızı Hz. Fatıma -radıyallâhu anhâ-'dır. Babası Hz. Ali -radıyallâhu anh-'dır. Cafer b. Ebû Tâlib’in oğlu Abdullah ile evlenmiştir. Bu evlilikten Ali, Avn, Muhammed, Abbas ve Ümmü Külsûm adlı çocukları olmuştur. Hz. Fatıma’nın kızı Zeynep’ten olan çocukları “Zeynebiler” olarak bilinir. İLGİLİ HABERLER PEYGAMBERİMİZİN TORUN SEVGİSİ PEYGAMBERİMİZİN TORUNLARI İÇİN ETTİĞİ DUA PEYGAMBERİMİZİN AİLESİ PEYGAMBERİMİZİN ANNESİ, BABASI VE AİLESİ’NİN İSİMLERİ İslam ve İhsan MisafirZiyaretçi 15 Ekim 2012 Mesaj 1 Hz. Muhammed'in amcaları kimlerdir? EN İYİ CEVABI Mira verdi Hz. Muhammed'in Aile Büyükleri Peygamber Efendimizin Aile Büyükleri Hz. Muhammed'in dedesi Abdülmuttalib Hz. Muhammed'in babaannesi Fatıma Hz. Muhammed'in anneannesi Berre Hz. Muhammed'in süt annesi Halime Hz. Muhammed'in halaları altı tanedir. İsimleri; Beyzâ Berra Atike Safiyye Erva Ümeyme'dir. Bunlardan Atike, Safiyye ve Erva iman etmiştir. Hz. Muhammed'in 10 amcası bulunduğu, babasıyla beraber 11 erkek kardeş olduğu belirtilir. Haris Zübeyr Ebu Talib Ebu Leheb Kusem Dırar Mukavvim Hacl Hz. Hamza Hz. Abbas Hz. Muhammed'in teyzeleri Ferîda ve Fahita'dır. İkisi de onun peygamberliğinden önce vefat Muhammed'in damatları Hz. Osman ve Hz. Ali Hz. Muhammed'in annesi Âmine Hz. Muhammed'in babası Abdullah b. Abdülmuttalib Hz. Muhammed'in karısı Hz. Hatice Hz. Muhammed'in Hz. Hatice'den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla; Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu. Son düzenleyen Safi; 9 Ekim 2016 0231 Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. Hz. Muhammed'in Aile Büyükleri Peygamber Efendimizin Aile Büyükleri Hz. Muhammed'in dedesi Abdülmuttalib Hz. Muhammed'in babaannesi Fatıma Hz. Muhammed'in anneannesi Berre Hz. Muhammed'in süt annesi Halime Hz. Muhammed'in halaları altı tanedir. İsimleri; Beyzâ Berra Atike Safiyye Erva Ümeyme'dir. Bunlardan Atike, Safiyye ve Erva iman etmiştir. Hz. Muhammed'in 10 amcası bulunduğu, babasıyla beraber 11 erkek kardeş olduğu belirtilir. Haris Zübeyr Ebu Talib Ebu Leheb Kusem Dırar Mukavvim Hacl Hz. Hamza Hz. Abbas Hz. Muhammed'in teyzeleri Ferîda ve Fahita'dır. İkisi de onun peygamberliğinden önce vefat Muhammed'in damatları Hz. Osman ve Hz. Ali Hz. Muhammed'in annesi Âmine Hz. Muhammed'in babası Abdullah b. Abdülmuttalib Hz. Muhammed'in karısı Hz. Hatice Hz. Muhammed'in Hz. Hatice'den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla; Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu. Son düzenleyen Mira; 29 Aralık 2014 1145 Sebep Yazı boyutu değiştirildi. Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Bir arkadaşımdan Ebu Cehil'in Peygamberimiz amcası olduğunu duydum ne kadar doğru, akrabası mı? Ebu Cehil Peygamber Efendimizin amcası değildir. Ebu Cehil, İslâm'ın ilk döneminde Peygamber Efendimizin en azılı düşmanı ve Kureyş'in ileri gelenlerinden biridir. Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Hz. Muhammed'in dayısı var mıydı? Peygamber Efendimizin dayısı yoktur. Alıntı Mira avatarı adlı kullanıcıdan alıntı Peygamberimizin amcalarının isimleri nedir Haris Zübeyr Ebu Talib Ebu Leheb Kusem Dırar Mukavvim Hacl Hz. Hamza Hz. Abbas MisafirZiyaretçi 22 Mart 2016 Mesaj 6 Alıntı Hz. Muhammed'in kaç kızı vardır? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in 4 kızı vardır Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fatıma. Son düzenleyen Safi; 9 Ekim 2016 0232 Peygamber Efendimiz sav’in kızı Hz. Fatma ra’dan olan torunu Hz. Hasan ra soyundan gelen kişilere İslam kültüründe “seyyid” adı verilmektedir. Hz. Muhammed sav’in diğer torunu olan Hz. Hüseyin ra’ın soyundan olan şahıslar da “şerif” olarak olan seyyid kelimesi Türkçe’de efendi, bey, ileri gelen baş, reis’ gibi anlamlara gelmektedir. Hadis-i şeriflerde bu ifade, kabile başkanı, topluluğun ileri gelen seçkin kimseleri’ gibi manalarda kullanılmıştır. Seyyidler, bazı İslam coğrafyalarında habib, emir ya da mir olarak da hadis alimleri İmam Buhari ve Tirmizi, seyyid kelimesini ilk olarak Resulullah sav’ın Hz. Hasan ra için kullandığını söylemektedirler. Resul-ü Ekrem sas, bir gün minberde bulunduğu bir sırada yanındaki Hasan ra'ı işaret ederek, "Bu oğlum seyyiddir. Umulur ki Allah onun vasıtasıyla iki Müslüman fırkanın barışmasını sağlar" demiştir. Buhari, Sulh, 9; Fedailul-Ashab, 22; Tirmizi, Menakıp, 31. Peygamberimiz sav başka bir hadis-i şerifinde de; "Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin iki seyyididirler" Tirmizi, Menâsık, 31 Muhammed sas, tüm Müslüman aleminin şevk ve heyecanla beklediği, Ahir Zaman’da zuhur edecek olan Hz. Mehdi as’nin da kendi soyundan olacağını şöyle müjdelemiştir"Biz, Abdulmuttalib'in çocukları cennet ehlinin seyyidleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Hz. Mehdi" İbn Mace, Fiten, 34 Müslümanlar Seyyidlere Daima Büyük Bir Sevgi ve Saygıyla YaklaşmışlardırMüslümanlar Resulullah’a duydukları sevgiyi ve muhabbeti, onun kutlu soyundan gelen seyyidlere karşı da daima göstermişlerdir. Müslümanların kalplerindeki coşkun Ehl-i Beyt sevgisinden dolayı, Hz. Muhammed sas'in torunlarının soyundan gelenler Müslümanlarca her zaman için büyük bir itibar görmüştür. Hemen hemen bütün İslam ülkelerinde seyyidler dünyevi muamelelerde farklı bir konumda tutulmuş, onlara çeşitli kolaylıklar sağlanmaya her İslam devletinde, seyyidler zümresinin işleriyle ilgilenen özel bir kurumun bulunmuş olması ve bu müessesenin başında bulunan kimsenin Nakîbul-Eşrâf efendi de makamca en yüksek olan kişilerden biri olarak değerlendirilmesi, bu durumun en açık Farklı Coğrafyalara Nasıl Yayılmışlardır?Dört halife döneminde İslam ahlakını tebliğ etmek için Asya ve Afrika’nın pek çok bölgesine giden Müslümanlar olmuştur. Bu tebliğ yolculukları bilhassa Hz. Ömer ra ve Hz. Osman ra zamanında iyice yoğunlaşmıştır. Kuran ahlakını tüm insanlara anlatmak için yola çıkanların arasında pek çok seyyid de olmuştur. Bu seyyidler çoğunlukla gittikleri bölgelere yerleşmişler ve o bölgenin yerli halkıyla göç eden seyyidlerin büyük çoğunluğu, göç eden diğer Müslümanlar gibi, Dört Halife Dönemi’nden sonra başa gelen Emevilerin katı tutumu nedeniyle Arabistan’dan Hasan ra’nın ve Hz. Hüseyin ra’in şehit edilmelerinden sonra, seyyidlerin göç hareketleri iyice hız o zamanki İslam Devleti’nin sınır bölgeleri olan Mağrib Fas, Kafkasya, Maveraünnehir, Horasan, Taberistan, Yemen gibi yerlere olmuştur. Bu seyyid göçleri neticesinde Fas’ta İdrisiler, Yemen’de Süleymaniler, İran’da Zeydiler gibi pek çok hanedanlık çok seyyid, Moğol ve Türk devletlerine sığınmış, buralardaki yerel halk ile kaynaşmıştır. Hatta kimi zaman, Kafkasya’da kurulan Nogay Hanlığı’nda olduğu gibi devletin kurucuları arasında dahi yer de Farklı Dönemlerde Seyyid Göçleri OlmuşturTürkiye, en uzun ömürlü ve en geniş topraklara sahip Türk-İslam Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun tek varisi olması itibariyle seyyidlerin yoğun olarak yerleştiği ülkelerden biridir. Günümüzde yurdumuzun pek çok yerine dağılmış olmakla beraber daha ziyade Ankara, Siirt, Şanlıurfa, Erzurum, Elazığ, Erzincan, Adana, Iğdır gibi şehirlerde daha yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bu seyyidlerin çoğu, ilk seyyid göçleriyle beraber Anadolu’ya gelip yerleşmişlerdir. Ancak daha sonra da çeşitli vesilelerle Türkiye topraklarına olan göç hareketi devam Osmanlı-Rus Savaşları ve Rus-Kafkas Savaşları sırasında Anadolu’ya göç eden çok sayıda Kafkasyalı’nın arasında bir çok seyyid de bulunmaktadır. Bu seyyidler daha ziyade İç Anadolu Bölgesi’ne yerleştirilmişlerdir. O dönemde Türkiye’ye yerleşen seyyid aileleri arasında, dergimizde yayınlanan konuların hazırlanmasında eserlerinden faydalanılan Sayın Adnan Oktar’ın dedesi Ömer Bey ve ailesi de Bey’in dedesi olan Beslen Arslan Kasayev’in kökeni ise Nogay Hanlığı’na dayanmaktadır. Beslen Arslan Kasayev’in ailesi Arslanoğulları olarak tanınmaktadır. Arslanoğulları, 1827 yılında Kafkas Valiliği için hazırlanan bir belgede adı geçen 21 seyyid ailesinden biridir ve aile 1902 yılında Kafkas topraklarından ayrılıp Ankara’nın Bala kasabasına yerleşmiştir. Seyyid aileleri, yaşadıkları bölgelerdeki halk tarafından da tanınan ve bilinen kimselerdir. Bu aileler birbirlerine tanık ve kefil olan bir topluluk oluşturmuşlardır.*Rusya Federasyonu Stavropol Federal Arşivi'nde yer alan, 17 Temmuz 1827 tarihli orjinal belgenin fotokopisi. Arşiv No 48, Cilt 2, Dosya No 853 Kara Nogay ve Yediskul bölgesinde yaşayan Nugay Seyyidleri hakkında isim soyadlarıyla ve aile mensuplarıyla ilgili bilgiler Aile mensupları Kişi ve AilesiErkekKadın 1. Nugay Kaplanov ve ailesi43 2. Yusuf Ali Aysoltanov ve ailesi25 3. Beslen Arslan Kasayev ve ailesi24 4. Han Muhambet İsmailov ve ailesi3- 5. Muhambet Kantemirov ve ailesi89 6. Mengligirey Tilenchiyev ve ailesi3- 7. Yanseyit Abdullayev ve ailesi24 8. Gazı İnal Batırburzayev ve ailesi57 9. Hayati Ahmetov ve ailesi33 10. Nemin Yasenbi Adjiyev ve ailesi85 11. Alibey Mamayev ve ailesi33 12. Musousov ve ailesi23 13. Alibek Soltanaliyev ve ailesi4- 14. Bekmurza Karamurzayev ve ailesi32 15. Aslangirey Temirhanov ve ailesi33 16. Alibey Temirov ve ailesi23 17. Ali Mamayev ve ailesi31 18. Beymurza İsterekov ve ailesi43 19. Tausultan Temirhanov ve ailesi7- 20. Mamay Arslanov ve ailesi1- 21. Magomet Utepov ve ailesi33 TOPLAM KİŞİ SAYISI7561 Rusya Federasyonu Stavropol Federal Arşivi'nde yer alan, 17 Temmuz 1827 tarihli orjinal belgenin fotokopisi. Arşiv No 48, Cilt 2, Dosya No 853Bu tarihi belgede, Kara Nogay ve Yediskul bölgesinde yaşayan Nugay Seyyidlerinin kimlikleri ve aileleri hakkında bilgiler bilgiler bir liste halinde düzenlenmiş olup listelerde 3. sırada Adnan Oktar Harun Yahya’nın dedesinin dedesi olan Beslen Arslan ve ailesinin kaydı bulunmaktadır. Adnan Oktar’ın dedesi Ömer bey Kafkasya’da doğmuş, 1902’de Ankara Bala kasabasına yerleşmiştir. Ömer Bey’in babası Hacı Yusuf, Hacı Yusuf’un babası ise Rus arşivlerinde seyyid olarak kaydı bulunan Beslen Arslan Kasayev’dır. Adnan Oktar’ın babasının ismi resmi kayıtlarda Yusuf Oktar Arslan olarak geçmektedir. Arslan soyadı, Rus kaynaklarında da yer Kültüründe Seyyidlere Verilen DeğerTürk-İslam devletlerinde ülkenin en saygın ve önde gelen kişileri askerler olarak kabul edilirdi. İdareciler ve halk, seyyidleri de askeri sınıfa mensupmuş gibi değerlendirmişler ve onlara büyük bir itibar göstermişlerdir. Tüm vergilerden ve harçlardan muaf tutulmuşlardır. Devlet herhangi bir maddi sıkıntı yaşamamaları için kendilerine aylık zaman yerel yöneticiler usulsüz uygulamalarda bulunup seyyid ve şeriflerden vergi almaya çalışmışlardır. Ancak merkezden yapılan düzenlemelerle bu tür muamelelerin önüne geçilmiştir. Hz. Peygamber sav soyundan gelen kişilerin hiçbir şekilde incitilmemesi ve onlara son derece saygılı davranılması yönünde bir çok padişah fermanı Çelebi gibi pek çok Osmanlı tarihçisi, seyyidlerin çoğunun oldukça alçakgönüllü ve ince düşünceli olduklarını, seyyidliklerini belli etmekten kaçınan bir ahlaka sahip bulunduklarını ifade etmiştir. Ancak zaman içinde, seyyidlerin sahip oldukları imtiyazlardan faydalanmak isteyen art niyetli kişiler ortaya seyyidler, yurdumuzun pek çok yerine dağılmış olmakla beraber daha ziyade Ankara, Siirt, Şanlıurfa, Erzurum, Elazığ, Erzincan, Adana, Iğdır gibi şehirlerde daha yoğun olarak sahte seyyid olarak adlandırılan bu kişilerin sayıları hızla artınca, Devlet-i Ali Osmaniye’nin vergi kaynaklarında meydana gelen ciddi azalmanın önüne geçmek ve seyyidlik makamının namını korumak için bazı önlemler alınmıştır. Seyyid olduğunu iddia eden herkes hakkında detaylı incelemeler yapılmıştır. Seyyid ve şeriflerin silsilelerini ve secere-i tayyibe denilen soy kütüklerini kaydedip koruyan nakübüleşraf isimli bir müessese kurulmuştur. Bu müessese ilk olarak Sultan Çelebi Mehmet zamanında kurulmuş, Fatih Sultan Mehmet döneminde kaldırılmış, II. Bayezid devrinde yeniden ihya seyyidlerin, gerçek seyyidler arasına karışmasına mani olmak için taşraya naib İstanbul’da yaşayan ve seyyidlerin başı olarak görülen nakibüleşraf efendinin vekillerine bu isim verilir denen özel görevliler gönderilmiş ve teftiş defterleri tutulmuştur. Bu defterler, herhangi bir seyyidlik iddiası üzerine merkezden yürütülen inceleme esnasında, söz konusu isimlerin kayıtlı olup olmadığını bulmakta kolaylık sağlaması için, seyyidliği ortaya koyan mevcut delillere dayanılarak hazırlanmıştır. Nakibüleşrafın başındaki kişi, Osmanlı sarayında oldukça önemli bir yere sahipti. Osmanlı padişahlarının tahta çıkışlarında cülus merasiminde, kendilerine ilk önce nakibüleşraf efendi bağlılık bayram törenlerinde, hünkar arz odasından çıkıp tahta oturduğunda nakibüleşraf efendi bir dua ile bayram merasimini cülus merasimlerinde hem de bayram törenlerinde, nakibüleşraf sultanı tebrik ettiği esnada padişah hürmeten ayağa kalkardı. Resmi yazışmalarda nakibüleşraflara özgü muayyen ünvanlar sonra seyyidlerin en büyük amiri olan ve alemdar’ ünvanı verilen kişiler, sefer sırasında saraydan çıkarak ordu ile beraber gidecek olan sancak-ı şerif’i taşırlardı. Sancak-ı şerifin gidiş ve gelişinde, nakibüleşraf efendi ile seyyid ve şerifler sancak merasimine katılarak tekbir alıp salavat topraklarında yaşayan seyyidler daha ziyade ulema din bilginleri sınıfına mensupturlar. Genelde imamlık, hatiplik, kadılık, müftülük, medrese hocalığı gibi görevlerde seyyid kabul edilmek için baba tarafı soyunun Hz. Muhammed sav’e kadar uzanması yeterli görülmüştür. Ancak diğer İslam devletlerinde pek rastlanmayan bir şekilde, yalnızca anne tarafından seyyit olmanın da mümkün olduğu kanaati kabul İmparatorluğu’nda al-i Abbas soyu Resulullah sav’in amcasının soyu da seyyidler gibi itibar soyu babadan olduğu gibi anneden de gelebilir Osmanlılar’da seyyid kabul edilmek için baba tarafı soyunun Hz. Muhammed sav’e kadar uzanması yeterli görülmüştür. Ancak yalnızca anne tarafından seyyid olmak da mümkündür. Seyyidlik soyu Peygamber Efendimiz kızı ve Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin anneleri Hz. Fatma günümüze uzanmaktadır. Peygamberimiz erkek çocukları da olmuş ancak bu evlatları küçük yaşlarda vefat etmiştir. Dolayısıyla Peygamberimiz soyu kızı vesilesiyle devam etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere baba tarafından olduğu gibi anne tarafından da seyyid olunabilir. Büyük İslam alimleri Erzurumlu İbrahim Hakkı 1703-1780 ve Abdülkadir Geylani Hazretleri 1078-1166 de anne tarafından 1- XVI-XVII yüzyıllarında Kabartay-Rusya İlişkileri. Belgeler ve yazışmalar, Cilt 1, Derleyen Kumikova, Moskova, 1957 Hz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve sellem peygamberimizin damatları kimlerdir? Evet kaçımız Hz Peygamber efendimizin damatlarının adlarını biliyor? Bugün kü konu başlığımızın adı peygamber efendimizin damatları kimlerdir? Rasûl-i Ekrem Efendimizin üçü erkek dördü kız olmak üzere yedi çocuğu doğmuştur. Bunlar doğuş sırasıyle Kasım, Zeyneb, Rukayye, Ümmü Külsûm, Fâtıma, Abdullah, İbrahim isimlerini taşımışlardı. Bu yedi çocuğun altısı Hazreti Hadîce’den, yedincisi Mısırlı Hazreti Mâriye’den idi. Peygamber Efendimizin Damatlarının İsimleri Resulullah Efendimizin iki damadı olmuştur. Bunlar Hz. Ali kerremallahu veche ve Hz. Osman Zinnureyn radır. Hz. Ali ra Peygamber Efendimizin en küçük kızı olan Hz. Fatıma ile evlenmiştir. Hz. Osman ra ise Hz. Rukayye ile evlenmiş, onun vefatından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlenmiştir. İki kere Peyganberimize damat olmasından dolayı kendisine Zinnureyn denilmektedir. Peygamber Efendimizin soyu Hz. Ali kerremAllahu veche ile devam etmiştir. Hz. Hasan Hüseyin efendilerimiz ile ahlakın en üstün seviyede olduğu seyyidler günümüze kadar gelmişlerdir. Peygamber Efendimizin ehli beytine hürmet ve saygı gösterilerek sevmemiz imani bir unsurdur. Fakat bunu kullanmak isteyen fırsatçı sahte seyidlere dikkat etmek gerekir. Daha geniş bilgi için aşağıda verdimiz yazıları okumanızı tavsiye ederiz.. Hz Zeynep Ebü’l-Âs İbni Rebî radıyallahu anh Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk damadı… İslâm’dan önce kızı Zeyneb ile evlenen dürüst, güvenilir bir tüccar… Hz. Hatice annemizin kızkardeşinin oğlu… Hayatında hiç yalan konuşmayan, doğruluktan ayrılmayan, halkın itimad ve güvenini kazanmış, güzel huylu, vefakâr bir insan… Hz Rukıye Rukayye Babası otuz üç yaşındayken dünyaya geldiği kaydedilir. Rukıye, Ebu Leheb’in oğlu Utbe ile biraz sonra bahsedilecek olan Ümmü Gülsüm de Uteybe ile nikahlandı. Hemen bütün güvenilir kaynaklar, Hz. Peygamber asm’in bu iki kızının Ebu Leheb’in oğullarıyla zifafa girmedikleri konusunda müttefiktirler. Ebu Leheb ve hanımı, kendilerinin İslam’a karşı tutumlarını yeren Tebbet Suresi’nin nazil olması ve aynı zamanda Rukıye ve Ümmü Gülsüm’ün İslam’ı kabul etmeleri üzerine, oğullarını Hz. Peygamber’in kızlarından ayrılmaya zorladılar. Neticede her ikisi de ayrıldı. Bundan sonra Hz. Peygamber asm Rukıye’yi Hz. Osman ile evlendirdi. Rukıye kocasıyla birlikte Habeşistan hicretine katıldı. Daha sonra Mekke’ye dönerek Medine’ye hicret etti ve burada yaşamaya başladı. Hicretin 2. yılında Bedir seferi hazırlıkları esnasında kızamığa yakalandı. Hz. Peygamber, Hz. Osman’ı sefere götürmedi ve hasta hanımıyla ilgilenmesi için Medine’de bıraktı. Ancak Rukıye, Hz. Peygamber seferde iken vefat etti. Hz. Osman’dan dünyaya gelen Abdullah adındaki oğlu iki veya altı yaşında iken vefat etti. Hz Ümmü Gülsüm Rukıye’den küçük olduğuna göre, babası otuz dört yaşın üzerinde iken dünyaya gelmiş olmalıdır. Yukarıda da geçtiği gibi Ebu Leheb’in oğullarından Uteybe ile nikahlandı. Annesinin ve babasının zorlaması sonucu Uteybe Ümmü Gülsüm’ü boşadı. Ümmü Gülsüm hicrete kadar babasının evinde yaşadı. Kızkardeşi Fatıma ve Hz. Peygamber’in diğer aile fertleriyle birlikte Medine’ye hicret etti. Ablası Rukıye’nin vefatından bir müddet sonra hicretin 3. yılında Hz. Osman’la evlendirildi. Hicretin 9. yılında vefat etti. Ümmü Gülsüm’ün çocuğu olmadı. Onun vefatı üzerine Hz. Peygamber “Bir üçüncü bazı rivayetlerde on kızım olsaydı, yine Osman’la nikahlardım.” demiştir. Hz Fatıma Hz. Peygamber asm’in kızlarının en küçüğüdür. Doğum tarihi konusunda ihtilaf bulunmakla birlikte, genel kabul, birincisi ağırlıklı olmak üzere 609 ve 605 yıllarında yoğunlaşmaktadır. Kaynaklarımızda onun çocukluk ve gençlik yıllarıyla ilgili bilgiler azdır. Başından geçen olaylardan birisi şöyledir Bir gün Hz. Peygamber Kabe’nin yanında namaz kılarken secdeye vardığında müşrikler bir koyunun iç organlarını sırtına koyarlar. Hz. Peygamber secdeden başını kaldıramaz. Bu sırada Fatıma gelip babasının üzerindekileri atar ve müşriklere çıkışır. Hz. Fatıma, babasının hicretinden bir müddet sonra, içlerinde kızkardeşi Ümmü Gülsüm ve Hz. Ebu Bekir’in ailesinin de bulunduğu bir kafile ile birlikte Medine’ye hicret etti. Bir müddet sonra Hz. Ali onu babasından istedi. Hz. Peygamber kızının görüşünü alarak hicretin 2. yılında Fatıma’yı Hz. Ali ile evlendirdi. Hz. Fatıma, evlendikten bir yıl kadar sonra ilk çocuğu Hasan’ı, ondan bir yıl sonra da ikinci çocuğu Hüseyin’i dünyaya getirdi. Daha sonraki yıllarda Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adlı kızları ile Muhsin veya Muhassin adlı oğlu dünyaya geldi. Ancak bu sonuncusu küçükken vefat etti. Hz. Fatıma’nın İslam kültüründe ünlü olduğu hususlardan birisi sağlık ve sosyal yardım alanlarındaki hizmetleridir. Nitekim Uhud savaşında gazilere su ve yiyecek taşımış, yaralıları tedavi etmiş, babasının yüzündeki kanları temizlemiştir. Hz. Peygamber asm’in vefatına çok üzülmüş ve ondan altı ay kadar sonra vefat etmiştir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Allah’ın son elçisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed 571 yılında Mekke’de doğarak dünyayı şereflendirmiştir. Peygamber Efendimiz iki evlilik yapmıştır. Hz. Hatice ile izdivacından altı, Hz. Mariye ile izdivacından ise 1 çocuğu olmuştur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in çocuklarının isimleri birçok kişinin aradığı bilgidir. Hz. Muhammed’in çocukları kimlerdir? İşte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in çocuklarının isimleri… Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, Allah'ın son elçisi olarak dünyaya gönderilmiştir. İslamiyet'in kurucusudur. Müslüman âleminin örnek aldığı ve sünnetlerini yerine getirdiği Hz. Muhammed'in çocuklarının isimleri en sık araştırılan konulardandır. Hz. Hatice ve Hz. Mariye ile izdivaç kuran Peygamberimizin yedi çocuğu olmuştur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in çocukları kimlerdir? Peygamberimizin Çocuklarının İsimleri ve diğer tüm ayrıntılara bu başlık altında yer verdik. PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED'İN ÇOCUKLARININ İSİMLERİ Hz. Kasım Hz. Zeynep Hz. Rukıyye Hz. Ümmü Gülsüm Hz. Fatıma Hz. Abdullah Hz. İbrahim PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED'İN ÇOCUKLARI KİMLERDİR? Kasım Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in küçük yaşta ölen oğludur. Hz. Kasım, Mekke'de dünyaya gelmiş ve annesi Hz. Hatice'dir. Resûlullah ilk çocuğu Kāsım olduğu için Ebü'l-Kāsım künyesiyle anılmıştır. Hz. Kasım'ın süt emme çağını tamamlamasına az bir süre kala vefat etmesi üzerine annesinin bu süreyi doldurmadan ölmesi sebebiyle üzüntüsünü dile getirdiği, Resûl-i Ekrem'in de onun bu müddeti cennette tamamlayacağını söylediği belirtilmektedir. Zeynep Hz. Kasım'dan sonra Hz. Zeynep dünyaya gelmiştir. Peygamber Efendimizin en büyük ikinci çocuğudur. Annesi Hz. Hatice'dir. Rukıyye Annesi Hz. Hatice'dir. Hz. Muhammed'in ikinci kızıdır. Peygamberimiz 33 yaşındayken dünyaya gelmiştir. Hz. Rukiyye Hz. Osman ile evlenmiştir. Bedir Savaşı sıralarında hastalanarak vefat etmiştir. Hz. Osman bu nedenle Bedir muharebesine katılamamıştır. Ümmü Gülsüm Annesi Hz. Hatice'dir. Bedir savaşı sıralarında vefat eden Hz. Rukiye'den sonra Hz. Osman ile izdivaç yapmıştır. Hz. Osman'a Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in iki kızı Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ile evlendiği için "İki nur sahibi" anlamına gelen "Zinnûreyn" denmiştir. Fatıma Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in en küçük kızıdır. Annesi Hz. Hatice'dir. Hicretin ikinci senesinde 15 yaşındayken Hz. Ali ile evlendi. Hz. Fâtıma, hicretin on birinci senesi, babasından altı ay sonra vefat etti. Abdullah Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in Hz. Hatice'den olan ikinci oğludur. Mekke'de doğdu ve üç ay yaşamıştır. İbrahim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in en küçük ve son evladıdır. Annesi Hz. Mariye'dir. On yedi veya on sekiz aylıkken vefat etmişti.

hz muhammed in torunlarının isimleri