Türkiye’de iç göçlerin çekim merkezleri nüfusu 500 binin üzerinde olan kentlerdir. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Kocaeli, Antalya ve Mersin gibi iller büyük oranda göç almakta, hızlı bir nüfus artması görülmektedir. Aydın, Manisa, Kayseri, Denizli, Eskişehir gibi iller de, büyük ölçüde göç çeken
5Sınıf Nüfus ve Yerleşme konu anlatımı, İklimin İnsan Faaliyetleri Üzerindeki Etkisi. 11:33. Nüfus ve Yerleşme. 10:02. Afetler ve Çevre Sorunları - 1.
Nüfusun yeryüzündeki dağılışını etkileyen beşeri faktörler; tarım, sanayi, madencilik, turizm, ulaşım, eğitim, kültür, tarihi özellikler olarak sıralanabilir. Nüfusun ülke içindeki dağılışında daha çok beşeri faktörler etkili oluyorsa o ülke “ gelişmiş bir ülkedir ” yorumu yapılabilir. 1. Tarım.
1464 yaş arasındaki kişiler=üretici nüfus (1990 yılında yapılan sayımda bu grup oranı %60) 65 yaş ve üzerindeki kişiler pasif tüketici (1990 yılında yapılan sayımda bu grup oranı %4) NÜFUSUN CİNSİYET YAPISI Ülkemizde kadın ve erkek oranı birbirine yakındır.
Yaşadığı çevrede görülen iklimin, nüfus ve yerleşme üzerindeki etkilerine örnekler verir. Olgusal . Anlama . 4. Yaşadığı çevredeki afetlerin ve çevre sorunlarının oluşum
Sınıf coğrafya Konuları ve Müfredatı SU EKOSİSTEMLERİ, BİYOÇEŞİTLİLİK, NÜFUS POLİTİKASI, SANAYİ gibi konulardan oluşmaktadır. 11. Sınıf coğrafya dersinde işlenecek konular iki dönem halinde aşağıda paylaşıldı. 2022 ve 2023 11.Sınıf coğrafya Konuları ve Müfredatı şu şekildedir; 11. Sınıf Coğrafya
DeAW.
Nüfus, belirli bir alanda, belirli bir zamanda yaşayan insan topluluğudur. Ülkemizde nüfus sayımlarını Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK yapmaktadır. İlk düzenli nüfus sayımı 1927, ikincisi 1935 yılında yapılmıştır. Daha sonra 1990 yılına kadar her 5 yılda nüfus sayımı yapılmıştır. 1990 yılından sonra her 10 yılda bir yapılmasına karar verilmesine rağmen, bazı ihtiyaçlardan dolayı 1997 yılında nüfus sayımı yapılmıştır. En son yapılan nüfus sayımı ise, 2000 yılındadır. Nüfus sayımları ülkemizdeki insan sayısının bilinmesi ve ona göre bazı planlamaların yapılması için önemlidir. NÜFUSUN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır 1. Fiziki Faktörler a. İklim özellikleri Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir. b. Yer şekilleri Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşe-li platosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir. c. Toprak özellikleri Verimli toprakların bulunduğu alanlar Çukurova, Gediz, B. Menderes nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır. 2. Beşeri Faktörler a. Sanayileşme Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir. b. Tarım Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi. c. Yeraltı kaynakları Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir. d. Turizm Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır. e. Ulaşım Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul gibi illerin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur. Nüfus dağılışında; su kaynakları, toprağın verimi, yeraltı zenginlikleri, göçler vb. birçok doğal ve toplumsal faktörlerde etkilidir. Bir yerdeki toplam nüfusun o yerin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus miktarına “nüfus yoğunluğu” denir. Yoğun Nüfuslu Yerler • Doğu Karadeniz kıyıları • Marmara Deniz kıyıları • Ege Bölgesi’nin kıyıları ile iç kesimlere uzanan ovalar • Antalya körfezi • Çukurova Seyrek Nüfuslu Yerler • Yıldız Dağları • Karadeniz Bölgesi’nin dağlık alanları • Menteşe Yöresi • Taşeli Platosu • Teke Yarımadası • Tuz Gölü çevresi Uyarı Genel olarak yağışlı yörelerimiz yoğun nüfusludur. Ancak Menteşe, Yıldız, Teke ve Taşeli yöreleri dağlık olduğu için seyrek nüfusludur. NÜFUS ARTIŞI Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır. • Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler. • Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise ülkenin gelişimi artar. Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi olumsuz sonuçları da olabilmektedir. a. Nüfus artışının olumlu sonuçları • Üretim artar. • Vergi gelirleri artar. • Mal ve hizmetlere talep artar. • Yeni endüstri dalları doğar. • İşçi ücretleri ucuzlar. • ihracatta rekabet kolaylaşır. b. Nüfus artışının olumsuz sonuçları • işsizlik artar. • Kalkınma hızı düşer. • Kişi başına düşen milli gelir azalır. • Tasarruflar azalır. • Tüketim artar. • iç ve dış göçler artar. • İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılaması zorlaşır. • ihracat azalır. • Demografik nüfusa bağlı yatırımlar artar • Çevre kirlenmesi artar. • Belediye hizmetleri zorlaşır. Nüfusumuzun sayım yıllarına göre artış grafiği 1927 – 2000 yılları arasında ülkemiz nüfusundaki değişiklik • Nüfusumuz hızlı bir şekilde artmaktadır. • Erkek nüfus kadın nüfustan daha fazladır. • Nüfusun eğitim düzeyi giderek yükselmektedir. • Ortalama yaşam süresi giderek artmaktadır. • Kentsel nüfus giderek artmaktadır. • İç ve dış göçler giderek yoğunlaşmaktadır. • 1927 – 2000 yılları arasında nüfusumuz yaklaşık 5 kat artarak 13,6 milyondan 67,8 milyona ulaşmıştır. Nüfus artış hızımızın zaman içindeki değişim grafiği 1927 – 2000 yılları arasında ülkemiz nüfus artış hızındaki değişiklik • En düşük nüfus artışı 1945 yılında olmuştur. II. Dünya Savaşı tehlikesi nedeniyle erkek nüfusun askere alınması. • Nüfus artış hızı en fazla 1955 – 1960 yılları arasında olmuştur. • Nüfus artış hızı %0 binde 10′un altına düşmemiş ve %0 29′u geçmemiştir. • 1985 yılından sonra nüfus artış hızımız azalmaktadır. Uyarı Nüfus artış hızının düşmesiyle nüfus miktarımız azalmaz. NÜFUSUN YAPISI Nüfus sayımları sonucunda, nüfusun yapısal özelliklen tespit edilir. Bunlar; nüfusun yaş yapısı, eğitim durumu, nüfusun cinsiyet yapısı, çalışan nüfus oranı, kır ve şehirde yaşayan nüfus oranıdır. Nüfusun Yaş Gruplarına Dağılımı Yaş grupları nüfusun genel yapısı ve doğurganlık oranı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar. Ayrıca iş, eğitim, sağlık vb. ihtiyaçların belirlenmesinde ve geleceğe yönelik planlamanın yapılmasında önemli rol oynar. Bilgi Kutucuğu • Nüfusun en önemli özelliği genç nüfusun çok olmasıdır. • 0-25 yaş grubu toplam nüfusun yaklaşık yarısını oluşturur. Nüfusun Cinsiyete Göre Dağıtımı Nüfusun cinsiyet durumu bir ülkedeki kadın ve erkek nüfusu ifade eder. Bir şehirde kadın ve erkek nüfus arasındaki farkı; sanayi, askeri birlik, şehrin göç alıp vermesi gibi faktörler etkiler. Sanayi, ulaşım ve ticaretin geliştiği göç alan şehirlerde genel olarak erkek nüfus fazladır. Göç veren kırsal yörelerde ise genel olarak kadın nüfus fazladır. Nüfusun Eğitim Durumu 1927 yılında nüfusumuzun % 11′ i okur – yazarken 2000′de bu oran % 90′a yaklaşmıştır. Okur – yazar olmayan nüfusun % 70′ten fazlasını kadınlar oluşturmaktadır. Bilgi Kutucuğu • Okur – yazarlık oranının arttığı toplumlarda gelir düzeyi artmıştır. • Okur – yazarlık oranı artan toplumlarda tarımsal üretim artmıştır. • Okur – yazarlık oranı artan toplumlarda çevre duyarlılığı artmıştır. Eğitim ve öğrenim hakkı, Anayasada güvence altına alınmıştır. Madde 42 Kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır. Devlet, maddi imkanlardar yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır. Ülkemizde Çalışan Nüfus Çalışma çağındaki nüfus dilim içinde bulunan ve belirli bir işi olan nüfusa “çalışan nüfus” veya “aktif nüfus” denir. Çalışma çağındaki nüfus dilimi içerisine girdiği halde işi olmayan nüfusa da “işsiz nüfus” adı verilmektedir. 15-64 yaşları arasındaki nüfus çalışma çağındaki nüfus olarak kabul edilir. Çalışma hakkı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Madde 49 “Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” Ülkemizin Kır ve Kent Nüfusu Nüfusu altında bulunan yerleşmelerde yaşayan nüfusa “kırsal nüfus” denir. Kırsal nüfusun geçimi önemli ölçüde tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. 1927′de ülkemiz nüfusunun yaklaşık % 84′ü kır, % 16′sı şehir yerleşmelerinde yaşıyordu. Kırsal alanlardan şehirlere yapılan göçler nedeniyle günümüzde şehir nüfusu kır nüfusundan fazladır. NÜFUS HAREKETLERİ GÖÇLER İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir. Göçler ikiye ayrılır. A. İÇ GÖÇLER Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir, iç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir. İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır. 1. Sürekli İç Göçler Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir. Türkiye’de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir. İç göçün nedenleri • Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı • Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması • Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi • Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması • Kırsal kesimde iş imkânlarının sınırlı olması • Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler • Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği • İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri • Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının fazlalığı • Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı Türkiye’de iç göç, kırsal kesimde nüfusun artması ve kentlerde sanayileşmeye bağlı olarak, iş bulma imkânlarının gelişmesiyle artış göstermiştir. Dolayısıyla iç göçteki en büyük etken ekonomik sıkıntılardır. İç göçlerin sonuçları • Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür. • Yatırımlar dengesiz dağılır. • Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir. • Düzensiz kentleşme görülür. • Sanayi tesisleri kent içinde kalır. • Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. • Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir. • Alt yapı hizmetlerinde yol, su, elektrik yetersizlik görülür. • Kentlerde işsiz insanların oranı artar. 2. Mevsimlik İç Göçler Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir. Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır. B. DIŞ GÖÇLER Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir. Dış göçlerin başlıca nedenleri • Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi • Tabii afetler • Savaşlar • Etnik nedenler • Sınırların değişmesi • Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi Dış göçlerin sonuçları • Göç eden ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır. • Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir. • Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir. Dış göçler ve Türkiye Ülkemize 1923 – 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. 1950′den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır. Türkiye’den yurt dışına göç sonucunda; • Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır. • Ülke turizminin gelişmesini sağlamıştır. • Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur. En fazla göç veren İller Mardin, Siirt, Muş, Ağrı, Hakkâri, Bingöl, Kars, Erzincan, Tunceli, Gümüşhane, Bayburt, Giresun, Artvin, Rize, Trabzon, Sivas, Yozgat, Çankırı, Sinop, Kastamonu En fazla göç alan iller İstanbul, İzmit, Bursa, Adapazarı, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Ankara, Gaziantep, Aydın, Denizli Yerleşme ve seyahat hürriyeti Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Madde 23 “Herkes, yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahiptir.” * Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak amacıyla sınırlandırılabilir. * Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlemesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlandırılabilir. * Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ülkenin ekonomik durumu, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir. * Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz. Ülkemizdeki doktor, mühendis, iktisatçı, vb. mesleklerden çok sayıda bilim insanımız Avrupa ve ABD başta olmak üzere yabancı ülkelere gitmektedir. Kariyer sahibi kişilerin başka ülkelere gitmesine “beyin göçü” denir. Beyin göçünün başlıca nedenleri şunlardır * Sanayileşmiş ülkeler, nitelikli iş gücünü ülkelerine çekmek için onlara yüksek ücret ödemektedir. * Gelişmiş ülkelerde çalışma koşulları kolaydır. * Göç gönderen ülkelerde, sanayi ve ticaretin yeterince gelişmemesi sonucu nitelikli iş gücünün kendine uygun iş bulmakta zorlanması Ülkemizden yurt dışına gitmiş beyin cerrahları, kalp cerrahları ve astrofizikçiler gibi bilim dallarında uzmanlaşmış kişiler bugün dünyaca ünlüdürler.
DÜNYA NÜFUSUNUN ALANSAL DAĞILIŞI NÜFUS DAĞILIŞINDA ETKİLİ FAKTÖRLER Dünya genelinde nüfus dağılışı düzenli genelinde nüfus dağılışında etkili olan doğal ve beşeri pek çok sebep sebepler dolayısıyla dünya üzerinde bazı alanlar sık nüfuslanmışken bazı alanlar ise seyrek nüfuslanmıştır. Nüfus dağılışında doğal koşulların belirleyici olduğu ülkeler ve bölgeler genellikle ekonomik bakımdan az gelişmiş ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır. 1. DOĞAL FAKTÖRLER İklim İklim elemanlarından SICAKLIK ve YAĞIŞ nüfus dağılışında en etkili olanlardır. Ilıman ve yeterli yağış alan yerler sık nüfusludur. Dünya nüfusunun zaten çoğu ılıman iklim kuşağında yaşar. İklim koşullarının insan yaşamına uygun olmadığı soğuk iklim, çöl iklimi, karasal iklim, çok aşırı sıcak ve yağışlı ekvatoral iklimle kutup altı iklim bölgeleri seyrek nüfusludur. Yer şekilleri Topografik özellikler Yükselti Genel olarak yükselti arttıkça nüfus yoğunluğu azalır. Dağlık alanlarda nüfus az ve dağınıktır. Yüksek dağ ve platolarda 1500 m den sonrası yaklaşık olarak nedeni,kışların uzun yazların kısa sürmesi, tarımsal etkinliklerin kısıtlanmasıdır. Ulaşım güçlükleri de nüfuslanmanın az olmasında etkilidir. Örnek; Dünya üzerinde Alp-Himalaya Dağları seyrek bölgede alçak kesimler 1000 m’nin altındaki yerler çok yağışlı, nemli ve sıcak olmasından dolayı bu bölgelerde nüfus, iklim koşullarının elverişli olduğu yüksek kesimlerde toplanmıştır. Dağlık alanlar genellikle yerleşmeyi kısıtlayıcı etkide bulunurlar. Eğim ve Bakı Dünyada eğimi az olan ve düz alanları sık nüfusludur. Çünkü buralardaki iklim ve arazi şartları tarıma müsait, ulaşım imkânları da gelişmiştir. Eğimin fazla olduğu engebeli sahalar seyrek nüfusludur. Kuzey Yarımküre’de dağların güneye bakan yamaçları daha fazla ısınır. Güney yarım kürede ise dağların Kuzeye bakan yamaçları daha fazla ısınır Bu yüzden dünyada Kuzey Yarımküre’de dağların güneye bakan yamaçlar, kuzeye bakan yamaçlara göre daha sık nüfuslanmıştır. Dağların Uzanış doğrultusu Kıyıya paralel uzanan dağların denize bakan yamaçları deniz etkisi ile daha nemli, ılıman şartlara sahiptir. Genel olarak sıcaklık yüksektir. Bu yüzden dağların denize bakan yamaçları sık nüfuslu iken, içlere bakan yamaçları seyrek nüfusludur. Su kaynakları Akarsu çevreleri verimli tarım alanlarına ev sahipliği yaptığından genellikle sık nüfusludur. Örnekİndus, Ganj ve Nil Nehriçevreleri. Bu genellemeye uymayan yerler genellikle yüksek enlemlerdeki akarsu çevreleri ile yüksek sıcaklıktan ötürü Ekvatoral Bölgedeki Amazon ve Kongo havzalarıdır.aşırı nem Toprak Kıyılardaki verimli düzlükler, delta ovaları ve verimli iç ovalar nüfusun yoğun olduğu alanlardır. Kalkerli arazinin yaygın olduğu alanlar, tuzlu, çorak, jipsli ve aşırı yıkanmış verimi az topraklar tarıma uygun olmadığı için seyrek nüfusludur. Bitki Örtüsü Ekvatoral bölge gibi sık ve gür ormanların geniş yer kapladığı alanlar dünya genelinde seyrek nüfusludur. Çünkü ormanlık alanlarda tarıma ve yerleşmeye elverişli alanlar sınırlıdır. Örnek Ekvatoral Bölgede Amazon, Kongo Havzaları gibi. Yer altı kaynakları Önemli yer altı kaynaklarının bulunduğu alanlar nüfusun sıklaştığı alanlardır. Kara ve deniz dağılımı Dünya nüfusunun büyük bir kısmı Kuzey Yarım Kürede ılıman oranı Kuzey Yarım Küre’de Güney Yarım Küre’ye oranla daha fazla olduğu için Kuzey Yarım Küre daha sık nüfusludur. 2. BEŞERİ NEDENLER Ekonomik Faaliyetler Dünyada bazı alanlar da sanayi, madencilik, tarım, turizm, ticaret, hizmet ve ulaşım şartlarının iyi olması veya önemli kara, demir, deniz yolları, önemli havaalanları ve limanları ile insanları kendine çok çekmiş ve yoğun nüfuslanmıştır. Tarihsel Süreçler Dünyada eskiden beri yerleşme alanı olan ve çok eski dönemlerden beri ticaret yollarının kavşak noktası yerler ve buralarda kurulan yerleşmeler daha sık bir nüfusa bazı kentler başkentlik yapmış olmaları sayesinde, bazı kentler de tarihten günümüze gelen askeri önemi ile yoğun nüfuslanmıştır. Örneğin Hindistan DÜNYA ÜZERİNDEKİ SIK NÜFUSLU BÖLGELER Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yaşama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır. Dünya’nın dört bölgesinde nüfus son derece kalabalıktır. Bu bölgeler; Doğu Asya, Güney Asya, Batı Avrupa ve Amerika’nın doğu kıyılarıdır. Doğu ve Güney Asya Musonlar Asyası Hindistan’dan, Çin ve Japonya’ya kadar uzanan alanı kapsamaktadırKıyı kesimler. Bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Bu bölgedeki insanlar büyük ölçüde tarım köylerinde yaşayan ve hayatlarını devam ettirecek ürünleri yetiştirmek için yaz musonlarının getireceği yağışlara bağımlı olan kırsal toplumlardır. Başlıca gıdaları pirinç olan bu toplumlar, pirinci yetiştirmek için bol suya ve düz alanlara ihtiyaç duyarlar. Bu nitelikteki alanlar Musonlar Asyası’nda yüzyıllardan beri en çok tercih edilen ve sonuçta en yoğun olan alanlardır. Buralarda sıcak karakterli muson iklimi etkilidir. Sıcaklık ve yağış bol ve tarıma uygun önemli ovalar ve düzlük alanlar bulunur. Ayrıca buralar tarihten kaynaklanan eski dünya olmasından dolayı da eskiden beri terleşme alanlarıdır. Buralarda zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları bulunur. Bu bölge ülkeleri nüfus özelliği olarak eğitim seviyesi az ve doğum oranlarının yüksek olduğu ülkelerdir. Bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti 1,36 milyar ve Hindistan 1,16 milyar bu bölgede bulunmaktadır. Batı Avrupa Bu bölgenin yoğun nüfuslu olması uzun bir sanayi geçmişine sahip olması ile Devrimi’nden sonra kentlere olan göçlerle birlikte kentler büyümüş ve nüfus artışı Avrupa’da doğum oranları az olmasına rağmen sanayinin gelişmesine bağlı olarak göçler nüfusun artmasına neden verimli tarım alanlarının bulunması, ılıman iklim şartlarının hüküm sürmesi, yer şekillerinin sade olması yükseltisi az gibi diğer nedenler nüfusun buralarda toplanmasına neden endüstri ve ticaretin gelişmiş olduğu Batı Avrupa ve Orta Avrupa ile özellikle tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı Güney Avrupa sık nüfusludur. Kuzey Amerika Kıtasının Doğusu Burada nüfusun yoğun olması Batı Avrupa’da olduğu gibi Atlas Okyanusu kıyılarında sanayi ve ticaretin gelişmiş Avrupa’ya yakınlık olması etkili olmuştur. Burada nüfusun çok az bir kısmı tarımla uğraşmaktadır. Büyük bir kısmı ise büyük şehirlerde sanayi, ticaret, ulaşım, madencilik ve diğer faaliyetlerle uğraşmaktadır. Ayrıca ılıman iklim koşulları burada da etkilidir. Güney Amerika Kıtasının Doğusu Bu alan Brezilya ve Arjantin tarım faaliyetlerinin yoğunluğu nedeniyle sık nüfusludur. Nil Nehri Çevresi Tarımsal olanakların fazlalığı nedeniyle sık nüfusludur Japonya Sanayileşmenin etkisiyle sık nüfuslanmıştır. DÜNYA’DA SEYREK NÜFUSLU ALANLAR Ekvatoral Bölge Sıcak ve nemli havadan dolayı insanlar alçak yerlerden daha çok yüksek yerlerde toplanmışlardır.Özellikle 1000-3000 m arası Yerleşmenin üst sınırı da orman üst sınırı gibi Ekvatordan kutuplara doğru azalır. Soğuk Bölgeler Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Grönland, Alaska, Kanada’nın Kuzeyi, İskandinavya Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır. Yüksek Dağlar İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır. Ayrıca yüksek dağlarda arazi engebeli ve parçalanmış durumdadır. Yine dağlık alanlar ulaşımı olumsuz yönde etkilemektedir. Örnek Avrupa’da Alp Dağları, Asya’da Himalaya Dağları ile Tibet ve Pamir Platoları, Amerika’da Kayalık ve And DağlarıHimalaya Dağları Buraları çok yüksek sahalardır. Yüksek olmasından dolayı çok soğuk ve kar yağışlı sert bir karasal iklim özellikleri görülür. Ayrıca belli yükseklerden sonra buzullarla kaplıdır. Yükseklikten dolayı, belli yükseltiden sonra tarım, yerleşme, orman ve üst sınırlara ulaşılır. Arazi dağlık ve engebeli tarım alanları yok denilecek kadar azdır. Dağlık olması ve şiddetli kış şartlarından dolayı ulaşım çok zordur. İklim şartlarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır. Nüfuslanmamış Yerler Kutup Bölgeleri Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antarktika Kıtası 14 milyon km² genişliktedir. Kalın buzullarla kaplı bir kıta olduğu için nüfuslanmamıştır. Çöller Çöllerde sıcaklığın ve kuraklığın yağış azlığı çok fazla olması tarımı engellemektedir. Çöllerdeki su kaynakları insan, hayvan ve bitkilerin ihtiyacına yetmediği için nüfuslanmayı engellemektedir. Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avustralya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki İran, Kızılkum, Karakum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanların yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu nedenle nüfuslanmamıştır. Ancak çöllerde vaha adı verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür. Bataklıklar Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeniyle, toprağın çok ıslak olduğu, yersuların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyetleri sınırlandırdıkları için nüfuslanmamıştır. Nüfusun dağılışında yer şekilleri, iklim, doğal bitki örtüsü, su kaynakları gibi doğal koşulların belirleyici olduğu ülkeler ve bölgeler, ekonomik bakımdan geri kalmış yerlerdir. Gelişmiş bölge ve ülkelerde nüfusun dağılışı daha çok ekonomik sanayi, ticaret gibi koşullara bağlıdır.
Türkiye’de doğal ve beşerî koşullar yönünden yöreler arasında önemli farklılıklar vardır. Ülkemizde yerleşmeye çok elverişli alanlar bulunduğu gibi elverişli olmayan yerler de bulunmaktadır. Bu nedenle nüfus yoğunluğu bakımından iller arasında farklılıklar dağılışını etkileyen doğal faktörlerin başlıcaları iklim, yer şekilleri ve su Anadolu Bölgesi’nin seyrek nüfuslu olmasının nedenlerinden biri, kışların uzun ve soğuk Gölü çevresi ile Güneydoğu Anadolu’nun bazı yerlerinde nüfusun seyrek oluşunun nedeni iklimin kurak ve yüksek yerler, yerleşmeye ve tarıma elverişli değildir. Bu nedenle dağlar ve engebeli arazilerde nüfus azdır. Örneğin; Yıldız dağları çevresi Kırklareli, Çanakkale yöresi, Menteşe Muğla yöresi, Teke yarımadası ve Taşeli platosu, Sinop ve Kastamonu çevresi, Hakkari yöresi, Doğu Karadeniz dağlık bölgesi Artvin vb.Nüfus dağılışını etkileyen etmenlerden biri de su kaynaklarıdır. Yerleşim birimlerinin önemli bir kısmı, su kaynaklarına yakın yerlerde kurulmuştur. Ayrıca kırsal kesimdeki toplu yerleşmeler daha çok suyun etrafında dağılışında beşerî faktörler de etkili olmuştur. Sanayileşme, tarım, madencilik, ulaşım ve turizm nüfus dağılışını etkileyen beşerî etmenlerin nüfus dağılışında etkili olan en önemli beşerî etmen sanayileşmedir. Nüfusumuzun önemli bir kısmı, sanayi merkezlerinde toplanmıştır. Örneğin önemli sanayi merkezleri olan İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana nüfusu fazla olan nüfus dağılışında tarım koşullarının etkisi fazladır. Tarıma elverişli olan ovalar, ülkemizin sık nüfuslu yerlerindendir. Örneğin Adana ve Tarsus’un sık nüfuslanmasında bu alanların tarıma elverişli olmasının etkisi nüfus dağılışını etkileyen faktörlerden biri de madenciliktir. Maden çıkarılan ve işletilen yerlerde nüfus fazladır. İskenderun, Batman, Zonguldak, Ereğli ve Karabük gibi kentlerin büyümesindeki en önemli etmen, bu merkezlerde madencilik sektörünün gelişmiş ulaşım yollarına yakın yerlerde bulunan yerleşim birimlerinde de nüfus fazladır. Erzurum, Kayseri ve Gaziantep gibi kentlerin gelişmesinde, bu yerleşim yerlerinin işlek yolların kavşağında bulunması etkili de nüfus yoğunluğunu etkileyen faktörlerdendir. Özellikle deniz turizmine elverişli olan Ege ve Akdeniz’in kıyı kesimlerinde, yaz döneminde nüfus yoğunluğu önemli ölçüde artmaktadır. Örneğin Muğla çevresi seyrek nüfusludur. Ancak bu ilimizde, turizmden dolayı yaz döneminde nüfus önemli ölçüde artmaktadır. Ayrıca Antalya, İzmir, Aydın çevresi de yazın turizm nedeniyle yoğun nüfus Nüfusun DağılışıTürkiye’de kıyı ile iç kesimler arasında nüfus dağılışı açısından belirgin farklılıklar görülmektedir. Türkiye nüfusunun büyük bir kısmı, kıyı kesimlerindeki verimli topraklarda ve sanayi kuruluşlarının yoğunlaştığı merkezlerde toplanmıştır. Örneğin Çukurova, Büyük Menderes, Bafra ve Antalya ovaları gibi tarım açısından verimli yerler, nüfusu fazla olan alanlardandır. İç kesimlerde de verimli ovalar, vadi tabanları ve akarsu boyları, nüfusun fazla olduğu yerlerdendir. İstanbul ve İzmit gibi merkezlerde nüfus yoğunluğunun fazla olmasının en önemli nedeni ise bu merkezlerde sanayinin gelişmiş kıyı şeridi, nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerlerdendir. Doğu Karadeniz’in kıyı şeridi ile iç kesimleri arasında nüfus yoğunluğu bakımından önemli farklar vardır. İklim koşullarının elverişli olması, nüfusun daha çok kıyılarda toplanmasını sağlamıştır. Karasal iklimin etkili olduğu iç kesimlerde ve dağlık alanlarda nüfus yoğunluğu azdır. Buna karşın Orta Karadeniz’de Samsun’da nüfus yoğunluğu fazladır. Batı Karadeniz’de sık nüfuslu yerler sanayi ve madenciliğin gelişmiş olduğu Zonguldak, Ereğli ve Karabük çevresidir. Bolu ve Düzce gibi tarıma elverişli yerler de Batı Karadeniz’de nüfusun sık olduğu Bölgesi, nüfus yoğunluğu en fazla olan yerdir. Özellikle Çatalca-Kocaeli, Türkiye’nin sık nüfuslu alanıdır. Bu kesimde nüfusun fazla olmasının nedenleri sanayi, ticaret, ulaşım ve tarımın gelişmiş olmasıdır. Yıldız Dağları, Gelibolu ve Biga yarımadaları, Marmara’nın seyrek nüfuslu kıyı ovalarında nüfus fazladır. İklim ve tarım koşulları elverişli olan verimli ovalarda nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerindedir. İzmir, Aydın ve Manisa nüfusu fazla olan illerdir. İç Batı Anadolu ile Menteşe dağlık yöresi, seyrek nüfusludur. Akdeniz’in yoğun nüfuslu yerleri Çukurova, Amik ve Antalya ovalarıdır. İklim koşulları yerleşmeye elverişli olduğu hâlde dağlık alanların geniş yer kaplaması, Akdeniz’de nüfusun az olmasına neden olmuştur. Teke ve Taşeli platoları, Türkiye’nin seyrek nüfuslu Anadolu’da nüfus dağılışı, diğer yerlere göre farklılık gösterir. Yükseltisi fazla olan yerlerde Türkiye genelinde nüfus az iken Güneydoğu Anadolu’da fazladır. Bunun nedeni Güneydoğu Toroslar’ın daha çok yağış almasıdır. Sanayinin gelişmiş olduğu Gaziantep çevresi de sık nüfuslu yerlerdendir. Karacadağ’dan Suriye sınırına kadar olan kurak alanlar, Türkiye’nin seyrek nüfuslu Anadolu, nüfusu en az olan yerdir. Yükseltinin fazla oluşu, karasallık ve dağlık alanların geniş yer kaplaması, Doğu Anadolu’nun seyrek nüfuslu oluşunun başlıca nedenleridir. Burada nüfusun büyük bir kısmı, tarıma elverişli olan alçak ovalarda toplanmıştır. Doğu Anadolu’nun batı kesiminde Malatya çevresi, nüfusun fazla olduğu Anadolu’nun önemli bir kısmı, seyrek nüfusludur. Tuz Gölü çevresi, Obruk, Cihanbeyli, Haymana ve Bozok platoları ile Konya Ovası seyrek nüfuslu yerlerdendir. Buradaki nüfusun önemli bir kısmı, daha fazla yağış alan kuzey kesimlerde toplanmıştır. Ankara, Eskişehir, Konya ve Kayseri, İç Anadolu’da nüfusu fazla olan illerdir.
1. Doğal afetlerin toplum hayatı üzerine etkilerini örneklerle açıklar. 2. Haritalar üzerinde yaşadığı yer ve çevresinin yeryüzü şekillerini genel olarak açıklar. 3. Yaşadığı çevrede görülen iklimin, insan faaliyetlerine etkisini, günlük yaşantısından örnekler vererek açıklar. 4. Yaşadığı yer ve çevresindeki doğal özellikler ile beşerî özelliklerin nüfus ve yerleşme üzerindeki etkilerine örnekler verir.
iklimin nüfus ve yerleşme üzerindeki etkilerine örnek