yAVY. ANKAOluşturulma Tarihi Mayıs 05, 2006 0000Ulusal Üreme Tıbbı ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, adet düzensizliği ve tüylenmede artış gibi belirtilerle kendini gösteren "polikistik over sendromu" bulunan iki hastadan birinde şeker düzensizliği bulunduğunu Yaralı, kadınlarda adet düzensizliği ve tüylenmede artış gibi belirtilerle kendini gösteren "polikistik over sendromu"nun, doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık karşılaşılan hormonal bozukluk olduğunu belirtti. Yaralı, bu sorunun kadınlarda erken yaşlarda görülmeye başladığını ve ciddi bir problem olduğunu bildirdi. Evlilik yaşamında eklenen farklı sorunlarla boyutu genişleyen ve şekil değiştiren polikistik over sendromunun, kısırlık ve estetik sorunlara yol açtığını ifade eden Yaralı, "Her 12-15 kadından birinde polikistik over sendromu var" dedi. Polikistik over sendromunun en önemli belirtileri şöyle"-Adet düzensizliği Düzensizlik yılda 6 ya da daha az adet görmeyle kendini gösteriyor. Düzensiz adet görme sonucunda ’endometrium’ denilen rahim zarı düzensiz olarak kalınlaşırken, bu da kanser riskini artırıyor, -Tüylenmede artış Tüylenme özellikle yüzde, çene altında, göğüs uçlarında ya da göbeğe doğru olur. Yine erkeklik hormonunun yüksekliği erkek tipi saç dökülmesine, yağlanma ve sivilcelere de yol açar." Bu tablonun yumurtlama bozukluğuna yol açtığı için gebe kalmayı engellediğini ifade eden Prof. Dr. Hakan Yaralı, gebe kalamama şikayetiyle değişik merkezlere başvuran kadınların neredeyse yarısında polikistik over sendromu bulunduğuna işaret "Kadınlar bize genellikle adet düzensizliği, gebe kalmakta sıkıntı ve tüylenmede artış şikayetleriyle başvuruyor. Ancak bu hastalığın çok önemli bir metabolik tarafı var. Polikistik over sendromu tablosunda, şeker hastalığında olduğu gibi insülin etkisine karşı direnç olur. Araştırmalara göre, bu hastalığı olanların yüzde 40’ında gizli şeker, yüzde 8’inde de aşikar şeker var. Neredeyse polikistik over sendromu olan iki hastadan birinde şeker düzensizliği çıkıyor" over sendromlu olgularda tüp bebek uygulamasının başarılı olduğuna işaret eden Yaralı, bu hastaların çok sayıda yumurta ve embriyo üretebildiğini bildirdi.
Hem hayır, hem evet… Yüz kremlerine belli oranda vitamin ilave edildiğinden tüylenme ile ilintisi olmaz. Ama saf A ve saf E vitamini düzenli olarak sürüldüğünde veya yüksek oranda bu vitaminleri içeren kremler çok uzun süreler kullanıldığında mesela bir yıl hiç aksatmadan kıl köklerini etkileyebilir. Vücuttaki kıl köklerinin yaşam döngüsü altı aydır. Saç tellerinde bu 3-4 ay civarındadır. Her yeniden çıktığında, yapısı sizin beslenmenize, kullandığınız ilaçlara ve hormonal durumunuza göre değişecektir. Hatırlayınız, saç dökülmesine karşı kullanılan ürünlerde ne deniliyor? En az 3-4 ay düzenli kullanmanız sonuç almanız için gereklidir. Kreminizin de yüzünüzdeki tüylenmeye katkısı olabilmesi ! için en az 1 yıl düzenli kullanmanız gerek. Vücuttaki tüm kıllar aynı anda uzamaz. Doğamız gereği kıl köklerinin bir kısmı uzarken bazıları dinlenir. Bu şekilde kılların aynı anda çıkıp dökülmesi engellenmiş olur. Eğer bir krem bende “kıllanma yaptı” diyorsanız kremlere suçu atmadan önce genetik yatkınlığınıza bakın. Kıllı bir aileden geliyorsanız yahut hormonal bir sorununuz varsa polikistik over gibi siz bu kremleri sürseniz de sürmeseniz de kıllanma olacaktır. Adet düzensizliği, doğum kontrol hapı kullanımı/bırakma, polikistik over rahatsızlığı gibi sorunlar hormonlarla ilişkilidir. Kıllar, ergenlikte ve menopozda daha çok hormonal aktivitenin iniş çıkışlarından yapılarını değiştirirler. Hormonal düzensizlikte yüzde yağlanma ve tüylenme artışından hormonlar sorumludur. Kıl kökü, kanınızdaki erkeklik hormonu fazlalaşınca büyümesini hızlandırır ve E-A vitaminli kreminizin genelde günahı yoktur. Bir şüpheniz varsa lütfen doktorunuza söyleyin, kan testi yapacaktır ve kanınızdaki testosteron/östrojen seviyelerini tespit edecektir. Doktor size dengeleyici ilaçlar vererek androjen üretimi kontrol altına alınca tüylenme normal düzeye gelir. Keşke her A, B3 ve E vitaminli kremler, serumlar sanıldığı kadar kılları kalınlaştırsaydı. Bunca kirpik ve kaş uzatma çabasında olan hanımların dilekleri gerçekleşirdi A ve E vitaminli serumlarla yelpaze gibi kirpikleri olurdu. Ve ebediyen uzun kalırlardı… Ayşenur Yazıcı
Sivilcelerden bıktınız mı? Sivilceler hakkında doğru ve yanlış bildiklerimiz neler? Kurtulmak için neler yapmalıyız? Sivilce tedavisindeki gelişmeler neler? Tüm bunlara doğru yanıtları alabilmek ve doğru bildiğimiz yanlışları düzeltmek için akne konusunda yoğun deneyimleri olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Pelin Koçyiğit ile akne konusunu enine boyuna konuştuk. Sivilce akne neden oluşuyor? Sivilce oluşmasının yaşı var mı? İnsanlarda erkeklik hormonu ergenlik döneminde artarak, yağ bezlerini uyarır ve hem büyümelerine hem de salgılarında artışa neden olur. Bu hormonlardan etkilenen yağ bezlerinin sık olduğu yüz, sırt ve göğüs gibi alanlarda akne daha sık görülür. Yağ bezleri, kıl-yağ bezi birimi denilen ünitelerin dışa açılan kanallarına salgılarını boşaltırlar ve bu kanal aracılığıyla sebum denilen yağ salgısı deriye ulaşır. Bu kanalda çeşitli nedenlerle tıkanıklık oluşması durumunda üretilen salgı kanal içinde birikmeye başlar. Bu biriken materyal yüzeydeki bazı bakteriler için çok uygun bir çoğalma ortamı oluşturur. Bu bakterilerin salgıladıkları bazı maddeler o bölgede iltihabi reaksiyonu uyarır. Tüm bu olaylar tablonun şiddetine göre sivilce bulgularının ortaya çıkmasına neden olur. Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim ki akne oluşumunda ve şiddetinde temel belirleyici faktör genetik özelliklerdir. Bu genetik özelliklerle belirlenen deri yapısı ve hormonal faktörler bir arada akne tablosunun gelişmesine katkıda bulunurlar. Şunu belirtmek gerekir ki akne sadece ergenlik döneminin gelip geçici normal bir özelliği değildir. Dolayısıyla kendi kendine geçmesini beklemeden ki bu çoğunlukla iz bırakarak olur! Mutlaka doğru bir şekilde tedavi edilmesi gerekir. Sivilcelerin oluşmasında cilt tipi ve temizliğinin etkisi oluyor mu? Akne deri yüzeyindeki kir veya mikrobik durumdan kaynaklanmaz. Derideki siyah noktalar kıl yağ bezi birimi kanallarının deriye açıldığı noktada oluşan tıkanıklıkların yüzeyden görülen halidir, dolayısıyla kirle alakası yoktur. Akneyi tedavi etmek amacıyla aşırı ve sert temizlemelere ihtiyaç yoktur. Hatta aşırı temizleme deride tahrişe neden olarak akne lezyonlarının alevlenmesine bile neden olabilir. Ayrıca akneler kesinlikle sıkılmamalı ve oynanmamalıdır. Aknelerin sıkılması ve tahriş edilmesi akne sonrası iz kalma riskini artırır. Vakum gibi mekanik yöntemlerle cilt temizliği akneyi iyileştirebilir mi? Akne oluşumunun kompleks bir mekanizması var. Derideki hücre döngüsünden hormonal uyarımlara ve bakterilere kadar pek çok faktör akne oluşumunda rol alıyor. Dolayısıyla vakumlama gibi mekanik bir yöntem veya mekanik cilt temizleme işlemleri akneyi iyileştiremez. Hatta deriyi tahriş edecek uygulamalar akneyi şiddetlendirebilir. Ne yazık ki bazı hastalarımızda bu tür uygulamalarla vakit kaybedilmekte, medikal tedavi planları gecikmekte ve iz kalma riskleri de artmaktadır. Beslenmeyle sivilce oluşumunun bağlantısı var mı? Özellikle çerez, cips gibi ürünlerin tüketilmesinin sivilcelere neden oluyor mu? Akne gelişiminin temel olarak gıdalarla ilişkisi bulunmamaktadır. Sadece insülin direnci varlığı gibi özel durumlarda süt ürünleri, aşırı yağlı, şekerli gıdalar gibi glisemik indeksi yüksek gıdaların tüketilmesi dolaylı yollardan hormonal mekanizmalar üzerine etki göstererek geçici alevlenmelere neden olabilir. Ama bu durum belirttiğim gibi özel yatkınlık durumu olan kişilerde geçerlidir. Genel anlamda konuşursak özel bir diyet yapılmasının akneyi iyileştirici etkisi yoktur. Diğer bir deyişle klasik akne tedavisinde herhangi bir diyet programı bulunmamaktadır. Özellikle belli gıdalarla akne tetiklenmesi tarif eden hastalarımıza insülin direnci açısından değerlendirme yaptırmalarını ve tetiklenme tarifledikleri yiyeceklerden uzak durmalarını öneriyoruz. Kozmetik ürünlerin içindeki maddeler çok merak ediliyor. Bu ürünler sivilce oluşmasına neden olur mu? Akneyi tedavi etmeden sadece kapatmaya çalışmak sıklıkla yapılan bir hatadır. Kimi yanlış kozmetik seçimleri akne bulgularının daha da şiddetlenmesine de neden olabilir. Aknesi olan kişilere her türlü kozmetik ve bakım ürününü su bazlı olarak seçmelerini öneriyoruz. Üzerinde non-komedojenik siyah nokta oluşturmaz ibaresi bulunan ürünler daha güvenli kullanılabilir. Akne bulgularını gizlemek için kullanılacak kapatıcılar da mümkün olduğunca su bazlı ürünlerden seçilmeli, aşırı kapatıcı özellikte olmamalı, uzun süre kullanılmamalı ve kullanımı takiben çok iyi temizlenmelidir. Akne hastalarının büyük kısmı derideki yağlanmadan da şikayetçi olduklarından kurutucu özellikte temizleyiciler kullanırlar. Ayrıca akne tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu da kurutucu özelliğe sahiptir. Ancak fazla kuruma da istediğimiz bir şey değil. Hatta akne bulgularının kötüleşmesine de neden olabilir. Mutlaka su bazlı nemlendiricilerle iyi bir nemlendirme düzenli olarak yapılmalıdır. Sivilcelerden kurtulmak için ne yapmalıyız? Aknenin kontrolü ve tedavisinde hekim hasta işbirliği çok önemlidir. Çünkü akne tedavisi sabır gerektiren uzun bir süreçtir. Ama iyi bir işbirliği ile yüz güldüren çok başarılı tedavi sonuçları almak kesinlikle mümkündür. Dermatoloji uzmanınızın uygulayacağı tedavi aknenizin tipi ve şiddetine göre değişir. Her şeyden önce doktorunuz derinizin durumunu, özelliklerini, aknenizin şiddetini ve altta yatabilecek sebepleri detaylıca değerlendirmelidir. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum ki herkes için uygun olabilecek tek bir tedavi şekli yoktur! Herkese kendisine uygun tedavi planı adeta özel bir elbise diker gibi hazırlanmalıdır. Medikal akne tedavisi temel olarak iki aşamada planlanabilir; birincisi akneyi oluşturan durumun ve akne lezyonlarının ortadan kaldırılması, ikincisi ise akne izlerinin tedavisi. İki aşamalı bu tedavi sonrası cilt adeta hiç akne olmamış gibi bir görünüme kavuşabilir. Ancak bunun için erken dönemde ve etkili bir tedavi uygulamak şarttır. Soyucu krem kullanmak işe yarar mı? Soyucu özelliği de olan bazı kremler aslında sık kullandığımız tedavi ilaçlarıdır. Ancak burada soyucu krem ile neyi kastettiğimiz de önemli. Bizim soyucu olarak bahsettiğimiz kremler çoğunlukla retinoid veya salisilik asit gibi maddeler içeren medikal ürünlerdir. Bunlar kıl yağ bezi birimi kanalında oluşan tıkanıklığın açılması ve yeniden oluşmasının engellenmesine yardımcı olurlar. Siyah noktaların giderilmesini sağlayan temel ilaçlardır. Bu amaçla medyada da zaman zaman sözü geçen ve hastaların kendilerinin hazırlayıp kullanabileceği veya aktarlardan temin edebileceği söylenen bazı tarifler tam tersine tahriş ve hatta yanık ve lekelenmelere neden olabileceğinden bunlara itibar edilmemelidir. Bu tür yanlış uygulamalar sonrası oluşan cilt hasarlarını düzeltmek akneyi tedavi etmekten çok daha zor ve hatta bazen imkansız olmaktadır. Kimyasal peeling sivilce tedavisinde tercih ediliyor mu? Kimyasal peeling cilt yapısına zarar veriyor mu? Özellikle erken dönem akne tedavilerinden biri de kimyasal peeling uygulamalarıdır. Genellikle meyve asitleri kullanılarak yapılan kimyasal peelingler derinin üst tabakalarında yaptığı soyulma etkisi ile komedo dediğimiz siyah ve beyaz noktaların tedavisine yardımcı olur. Yine akne tedavisi bittikten sonra kalan yüzeyel izlerin giderilmesinde de kullanılan bir yöntemdir. Yapılan kimyasal peelingin derinliğine göre işlemden sonra 1-2 gün devam eden kızarıklık ve soyulma olabilir. Ancak genellikle günlük hayat etkilenmez. Antibiyotikli ilaçlar ne zaman kullanılmalıdır? Antibiyotikler akne oluşumunda rol alan bakterilerin ve iltihabi reaksiyonun kontrol altına alınmasında yardımcı olurlar. Ancak bunlar sadece belli evrelerde ve kısa süreli kullanılmalıdır. Kesinlikle uzun süre kullanımlarından kaçınılmalıdır. Ayrıca tek başlarına akne tedavisinde etkin olamayacakları için akne oluşumunun temeline etki edecek diğer ilaçlarla kombine olarak kullanılmaları gerekir. Seçilecek kombinasyon ise her hastaya özgü olacaktır. Sivilce ilaçlarının yan etkilerinin fazla olduğu bunun yerine başka seçeneklerin olup olmadığı merak ediliyor? Sivilce ilaçlarının ağır yan etkileri olduğu doğru bir bilgi değil aslında. Her ilacın olduğu gibi akne tedavisinde kullanılan ilaçların da bir takım yan etkileri olabilmekle birlikte bunların çoğu kontrol edilebilir ve geçici yan etkilerdir. Konunun uzmanı bir hekim eşliğinde kullanıldığında son derece güvenli bir şekilde kullanılabilirler. Zaten hekim kontrolü olmadan bu ilaçların kullanılması kesinlikle doğru değildir. İlacın kullanım dozu, kullanım süresi ve takibi tamamen hekim tarafından belirlenmelidir. Akne sonuçta patolojik bir olaydır ve tedavi edilmesi gerekir. Medikal ilaç dışında hiçbir şey etkili bir akne tedavisi sağlayamaz tam tersine aknenin şiddetlenmesine veya tedavide gecikme nedeniyle iz kalma riskinin artmasına neden olur. A vitamini türevi içeren ilaçların tedavide kullanırken yan etkilerinden korunmak için ne yapılmalı? A vitamin türevi olarak geliştirilmiş İsotretinoinin etken maddesini içeren ilaçlar özellikle şiddetli aknede en başarılı tedavi ajanlarıdır. Bu ilaçlar akne gelişiminde etkili olan tüm basamakları düzeltebilme özelliğine sahiptirler. Yine tedavi sonrası tekrar etme riskini en aza indirirler. Bunların hem krem hem de hap şekilleri mevcut olup aknenin şiddetine göre tercih edilirler. Sistemik yani ağızdan hap olarak alınan bu ilaçlar şiddetli aknenin vazgeçilmezidir. Mutlaka dermatolog kontrolünde kullanılması gerekir. Doz ve tedavi süresi hastadaki akne şiddetine ve hastanın ihtiyacına göre belirlenir ve hekim kontrolünde kullanıldığında son derece güvenli bir ilaçtır. Bu tür ilaçların en sık karşılaşılan yan etkisi deride ve özellikle dudaklarda kuruluktur. Ama uygun doz ayarlamaları ve nemlendirici tedavilerle hastalar bunu rahatlıkla tolere edilebilmektedirler. Laboratuar testlerinden karaciğer fonksiyonlarında ve özellikle trigliserid denilen kolesterol tipinde bir miktar yükselme görülebilir. Belli aralıklarla yapılacak kan tahlilleri bu yükselmelerin takibinin güvenli bir şekilde yapılması için yeterlidir. Bu tedaviyi almakta olan hastalar tetrasiklin grubu antibiyotikler ve A vitamini içeren takviye ilaçları almamalıdırlar. Bu tür ilaçların kullanımı ile ilgili en önemli nokta aslında gebelik durumudur. Bu ilaç gebelik döneminde kesinlikle kullanılamaz. Gebelik durumunda kullanıldığında bebekte ciddi organ gelişim sorunlarına neden olacağından ilaç kullanımı sırasında gebelikten sıkı bir şekilde korunulmalıdır. Ancak ilaç kesinlikle kısırlık nedeni değildir. Sivilcelerden kurtulduktan sonra lekeler için ne yapılıyor? Akneler kadar akneler geçtikten sonra ciltte bıraktığı izler de hastaları mutsuz ediyor ve psikolojilerini olumsuz etkiliyor. Akne sonrası kalan izler kişinin cilt yapısı, genetik yatkınlığı ve sivilcenin şiddeti ile doğrudan ilişkilidir. Aslında en iyi iz tedavisi iz oluşumunun önlenmesidir! İzler deri yüzeyinde açık veya koyu lekeler şeklinde olabileceği gibi akne skarı dediğimiz deriden çökük izler şeklinde de olabilir. Özellikle erken evrede lekeler bazı leke kremleri ve iyi bir güneşten korunmayla tamamen ve kısa sürede ortadan kalkabilirken, skar dediğimiz izlerin tedavisi zordur ve sabır gerektirir. Hatta tam olarak yok olmayabilirler. O nedenle akneli kişilerde mümkün olan en erken dönemde en dinamik şekilde tedavi verilerek skar oluşumunu baştan engellemek en mantıklı yaklaşımdır. Yüzeyel akne izlerinde soyucu kremler ve peeling uygulamaları etkin olabilir. Daha derin izlerde derin peelingler, dermabrazyon, PRP uygulamaları, dermaroller, lazer uygulamaları ve bazı cerrahi tekniklerle skar düzeltmeleri yapılabilir. İzlerin derinliği arttıkça tedavi başarısı o oranda azalmaktadır. Yüzeyel ve yeni oluşmuş izlerde başarı oranı çok daha yüksektir. Ancak unutmamak gerekir ki her tedavi planı yine kişiye özgü yapılır. Gerektiğinde birden fazla metotla kombine tedavi yapmak gerekir. İz tedavisinde de hiçbir tedavi tek başına tüm hastalar için uygun olamaz. O nedenle mutlaka profesyonel bir değerlendirme yapılmalı ve ardından tedavi planlanmalıdır. Ergenlik dönemi sonrası akne çıkışı normal midir? Akneler ergenlik sonrası dönemde de ortaya çıkabilir. Özellikle orta yaş kadın hastalarda bu durum daha sık görülür ve genellikle hormonal uyarımla ilişkilidir. Bu kişilerde polikistik over hastalığı veya uyarı oluşturabilecek diğer hormonal düzensizlikler mutlaka araştırılmalıdır. Akne tedavisi ile polikistik over hastalığının nasıl bir ilişkisi var? Polikistik over hastalığında akne oluşumunda etkili olan androjenik hormonlar baskın hale gelmektedir. Dolayısıyla özellikle şiddetli, uzamış ve tedavilere direnç gösteren inatçı akne tablolarına neden olmaktadır. Polikistik overli kişilerde adet düzensizliği, saç dökülmesi, çene altında, göbek çevresinde kıllanma gibi ek bulgular da sık görülmektedir. Dolayısıyla bu olguların ayrı bir şekilde değerlendirilmesi ve gerekirse bu hormonal dengeyi düzenleyecek tedavilerin de planlanması gerekir.
sivilce ilaçları adet düzensizliği yaparmı